Özgün Metin
Nakıd göndürdi tekür-i Baras
Kim vire hisârı hem ola halâs
Hazineyi kodı Baras kim gider
Kuşandı bir ip ü hem geydi palas
Kodı gitdi tekür hisârı eydür
Yirümde idüñüz iy Türkler celes
Günümüz Türkçesiyle
1. Bursa tekfuru nakit gönderdi ki hisarı versin ve kurtulsun.
2. Bursa'nın tekfuru hazineyi bırakıp gidiyor; bir ip kuşandı, bir de palas (kaba yünden giysi) giydi.
3. Tekfur hisarı bırakıp gitti; "Ey Türkler, yerime oturun" der.
Edebî ve Tarihî Yorum
Otuz Bin Filori
Orhan Pınarbaşı'na konduktan sonra Köse Mihal'i Bursa tekfuruna gönderir ve hisarı ister. Tekfur kimseye zarar gelmemesi için bir ahit ister ve hisardan çıkan kâfirleri Türklerin incitmemesi için birkaç güvenilir adam talep eder; Mihal otuz bin filoriye sulh eder, tekfur da "cân-ıla" kabul eder. Manzumenin ilk beytindeki "nakıd göndürdi" sözü bu pazarlığı anlatır; nesir parayı tekfurun ödediği bir bedel gibi sunar.
Palas ve İp
İkinci beyit, giden tekfurun görüntüsünü verir: hazineyi bırakmış, beline bir ip kuşanmış, sırtına palas giymiştir. Palas, kaba yünden dokunmuş fakir giysisidir ve dervişlerin, tövbekârların kıyafeti olarak bilinir. Bir hükümdarın bu kıyafetle şehrinden çıkması, yenilginin aşağılanmayla birlikte resmedilmesidir. Bu imgenin tarihî bir gözleme mi dayandığı, yoksa yazarın teslimi anlamlandırmak için seçtiği bir sembol mü olduğu metinden anlaşılmaz. Son beyitte tekfurun ağzından tek bir cümle aktarılır: "Yirümde idüñüz iy Türkler celes." "Celes", Arapça oturmak anlamındaki kökten gelir; söz bir veda ile bir tahtı devretme arasında durur. Baras, halâs, palas ve celes, "-âs/-as" sesinde kafiyelenen dört sözdür.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 352 (çeviriyazı metin, bâb 23).






