Özgün Metin
'İbâret bilmegüñ faydası n'oldı
Hemîn bil söz düzer âdemî oldı
Gerek söz bil gerek bilme karındaş
Asıl göñüldeki niyyetüñ oldı
Günümüz Türkçesiyle
1. İbare bilmenin ne faydası oldu; şunu bil ki söz düzen kişi (yine de) bir insan oldu.
2. Kardeşim, ister söz bil ister bilme; asıl olan gönüldeki niyetin oldu.
Edebî ve Tarihî Yorum
Vasiyet
Yirmi dördüncü bâb çok kısadır. Osman Gazi oğluna önce şunu söyler: "Ogul Orhan, ben öldügüm vaktın beni Bursa'da şol Gümişlü Kubbe altında koyasın." Sonra bir öğüt verir: biri ona Tanrı'nın buyurmadığı sözler söylerse kabul etmesin; bilmiyorsa Tanrı'nın ilmini bilen kişiye sorsun. Vasiyetin tamamı bu iki cümleden ibarettir ve manzume onlara bitişiktir. Bu istek yerine getirilecektir: yirmi sekizinci bâbda Osman'ın Söğüt'te öldüğü ve Bursa'da Gümüşlü Kümbet'e konduğu anlatılır.
Söz ve Niyet
Vasiyetin öğüdü burada bir adım öteye taşınır. Tanrı'nın buyurmadığı sözü reddetmek ve bilene sormak, bilginin değerini öne çıkarır; manzume ise bilginin tek başına yetmediğini söyler. "'İbâret", sözün dış kalıbı, ifade biçimidir; söz düzen de sonuçta bir insandır ve yanılabilir. İkinci beyit ölçüyü kesin olarak koyar: söz bilinsin ya da bilinmesin, asıl olan gönüldeki niyettir. Bu, "ameller niyetlere göredir" hadisinin şiirdeki karşılığı olarak okunabilir. Bir hükümdar vasiyetinin hemen ardından gelen bu satırlar, kitabın yazarının da kendi sözleri hakkında bir çekince koyması gibidir. Dört mısra da "oldı" ile biter (n'oldı, oldı, oldı, oldı); kafiye ile redif bu tek kelimede birleşir.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 355 (çeviriyazı metin, bâb 24).






