Özgün Metin
Gönüldi bir sefere dahı anlar
Mücerred yaluñuz kim geye tonlar
Atı var bindügi sekiz ayaklu
Öñince çavuşı dir gayrı onlar
Uzak sefer-turur yakında gelmez
Geçer niçe yıl u gündüz ü dünler
Yoluñdur menzilüñ gör kanda irer
Âşıkî kim öñünçe gitdi anlar
Günümüz Türkçesiyle
1. Onlar bir sefere daha yollandılar; yalnız başlarına, giydikleri tek kat elbiseyle.
2. Bindikleri at sekiz ayaklıdır; önlerinde çavuşu artık "onlar" der.
3. Uzak bir seferdir, yakında dönmez; nice yıl, gündüz ve geceler geçer.
4. Senin de yolun budur; menzilinin nereye varacağına bak, Âşıkî; onlar önünce gittiler.
Edebî ve Tarihî Yorum
İki Ölüm
Yirmi sekizinci bâbın ilk satırları bir ölüm haberidir. Orhan Gazi'nin anasının babası Edebali, kızından bir ay önce ölür; ikisi de Bilecik hisarında defnedilir. Osman Gazi ise üç ay sonra Söğüt'te ölür. Orhan o sırada Bursa'dadır; Osman emaneten bırakılır, Orhan gelip vasiyeti yerine getirir ve babasını Bursa'da Gümüşlü Kubbe'nin içine koyar. Yazar, Osman'ın kayınpederini ve hatunu Malhun'u kendi eliyle defnettiğini de ekler.
Sekiz Ayaklı At
Ölüm burada bir sefer gibi anlatılır. Ölenler "mücerred", yalnız ve dünya yükünden arınmış olarak yola çıkar; üzerlerinde yalnız kefen vardır. İkinci beyitteki "sekiz ayaklı at", tabutu omuzlarında taşıyan dört kişinin sekiz ayağıdır; Türk halk şiirinde de bilinen bir bilmece imgesidir. Çavuş, seferde ordunun önünde yürüyüp yol açan görevlidir; burada önden giden çavuş artık onları "onlar" diye, yani artık aramızda olmayanlar diye anar. Üçüncü beyit dönüşü olmayan yolculuğu anlatır, son beyit ise sözü yazarın kendisine çevirir. Seksen yaşını geçmiş bir yazarın Osman'ın ölümünü anlatırken kendi menzilini düşünmesi, kitabın girişindeki "'Ömrüm ki bu dem irişdi hadde" beytiyle birlikte okunabilir. Redifi "-lar" eki oluşturur; kafiye anlar, tonlar, onlar, dünler, anlar kelimelerine dayanır.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 360 (çeviriyazı metin, bâb 28).






