Özgün Metin

Cihân hôd gelmeg ü gitmek-içündür
Ne yapsañ 'âkıbet yıkmag-ıçundur
Karâr itmez gelüp sûret olanlar
Togan gün hem gice batmag-ıçundur
Bu sûret kölgesine kalma zînhâr
Senüñle oyunı utmag-ıçundur
'Amel kim sen idersin iy karındaş
Ya tamu ola ya uçmag-ıçundur
İkisinden fârig ol Hakk'a dön kim
Yaradılmış Hak'a tapmag-ıçundur

Günümüz Türkçesiyle

1. Dünya zaten gelip gitmek içindir; ne yaparsan yap, sonunda yıkılmak içindir.

2. Gelip suret bulanlar karar kılmaz; doğan güneş de gece batmak içindir.

3. Sakın bu suretin gölgesinde kalma; (o) seninle oynayıp oyunu kazanmak içindir.

4. Ey kardeş, yaptığın amel ya cehennem ya cennet içindir.

5. İkisinden de vazgeç, Hakk'a dön; çünkü yaratılmış olan Hakk'a tapmak içindir.

Edebî ve Tarihî Yorum

İkinci Parça

Neşirde bir önceki manzumeden hemen sonra "Velehu eydan" (ve yine onun) başlığıyla gelen bu beş beyit, Osman'ın mirasının sadeliğinden bir öğüt çıkarır. Bir sırtak tegele ve birkaç sürü koyun bırakan bir hükümdarın hikâyesi, dünyanın gelip gitmek için kurulduğu düşüncesine kolayca bağlanır.

Cennet ile Cehennemden Öte

Redif "-mag-ıçundur", her beyitte bir şeyin ne için var olduğunu söyler: dünya gelip gitmek için, yapılan yıkılmak için, doğan güneş batmak için, suretin gölgesi insanla oynayıp onu yenmek için. Dördüncü beyitte amelin karşılığı iki ihtimale bağlanır: tamu ya da uçmak, yani cehennem ya da cennet. Bu iki eski Türkçe kelime, eserin dilindeki sade ve konuşmaya yakın Türkçenin iyi bir örneğidir. Son beyit bu iki ihtimalin de ötesine geçer: ikisinden de "fârig" ol, yani vazgeç ve Hakk'a dön. Cennet umudu ve cehennem korkusu olmadan Tanrı'ya yönelmek, tasavvufta Râbia el-Adeviyye'ye atfedilen sözlerle bilinen bir düşüncedir. Bir tarih kitabının içinde, kuruluş hikâyesinin ortasında bu düşünceye yer verilmesi, yazarın kendini her şeyden önce bir derviş olarak gördüğünü hatırlatır.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 361-362 (çeviriyazı metin, bâb 29).