Özgün Metin
Niçeler bu cihâna geldi gitdi
Benüm didi yalan da'vîler itdi
Unuduldı adı añılmaz oldı
Yirini bir dahı yalançı tutdı
Sakın benüm diyüben da'vî itme
Ki magrûr 'âkıbet peşîman gitdi
Günümüz Türkçesiyle
1. Nice kişiler bu dünyaya gelip gitti; "benim" dediler, yalan davalara giriştiler.
2. Adları unutuldu, anılmaz oldu; yerlerini bir başka yalancı tuttu.
3. Sakın "benim" diyerek dava etme; çünkü mağrur olan sonunda pişman gitti.
Edebî ve Tarihî Yorum
İzmit'in Teslimi
Orhan'ın padişahlığının ilk yılları otuzuncu bâbda anlatılır: Akça Koca ve Konur Alp ölür, İznikmid (İzmit) kuşatılır. Şehrin sahibi bir hatundur; ahitle anlaşılır: hatun her nesi varsa alıp gidecek, hisarı teslim edecektir. Hatun gece çıkmak ister ve Türklerden korunmasını şart koşar; isteyen kâfir gider, isteyen kalır. İskeleye gemiler getirilir, eşyalar yüklenir; Orhan "Sakınuñ bu kâfirlerüñ bir çöpi gitmesün kim biz 'ahdümüzde hâyin olmazuz" der. Ardından hisara girer, Aydos'taki gaziler İzmit'e yerleşir, Süleyman Paşa buraya getirilir, kiliseler mescide, bir kilise medreseye çevrilir. Karamürsel'e kıyı, Yahşılu'ya Ermen pazarı, Akbaş'a Kandıra verilir. Yazar, Kocaeli, Konrapa ve Bolu fethinin "aslı ve hakikatının" bu olduğunu söyler.
"Benüm" Diyenler
Topraklar daha yeni dağıtılmışken beyitler bir uyarı getirir. Bir yerin sahibi olmak, "benüm" diye dava etmek, kısa süreli bir iddiadır: ad unutulur ve yeri bir başka "yalançı" tutar. Bu sözler, şehri bir hatunun elinden alan, onun yerine kendi oğlunu oturtan bir anlatının hemen ardından gelir ve zaferi bir fânilik öğüdüyle dengeler. "-tdi" sesi kafiyeyi taşır: gitdi, itdi, tutdı, itme, gitdi; son beytin ilk mısraı kafiyesizdir.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 364 (çeviriyazı metin, bâb 30).






