Özgün Metin
Cihân her lahza bir nev'a görinür
Hayâl ehli o nev'aya sevinür
Sanur budur kim ol maksûd olanlar
Ya açar setrini yâhûd bürinür
Cihânda hill ü hürmet böyle geçdi
Kimi it gibi talar kim korınur
Günümüz Türkçesiyle
1. Dünya her an bir başka türlü görünür; hayal ehli o türe sevinir.
2. Maksut olanın bu olduğunu sanır; (dünya) ya örtüsünü açar ya da bürünür.
3. Dünyada helallik ve hürmet böyle geçti; kimi it gibi saldırır ki ondan korunulur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Ak Börk ve Enük Yaya
Bâbın nesrinde Alâeddin Paşa kardeşine öğütler verir: çevredeki beylerin börkleri kızıldır, Orhan'ın kullarınınki ak olsun. Bilecik'te ak börk bükülür, Orhan ve adamları giyer. Orhan asker çoğaltmak isteyince kardeşi işi kadılara havale etmesini söyler; o sırada Bilecik kadısı Çandarlı Kara Halil'dir, sonra İznik ve Bursa kadısı, Gazi Hünkâr zamanında kadıasker, vezir ve beylerbeyi olacaktır. Kara Halil "ilden çıkarıñ" der; insanlar kadıya rüşvet verip yaya yazılmaya çalışır, onlara da ak börk giydirilir. Yazar "enük yaya" lakabının hikâyesini de anlatır: II. Murad zamanında seferde bir yaya bir köpek yavrusu (enük) çalmış, sahibi "Bire enük yaya" diye sövmüş. Burma dülbendin Orhan zamanında çıktığı, divana burma dülbendsiz gelenin ayıplandığı da kaydedilir.
Görünüşün Değişkenliği
Kıyafet ve âdet ayrıntılarına beyitler yukarıdan bakar. Dünya her an başka türlü görünür; hayal ehli, yani görünüşe takılanlar, bu değişime sevinir. İkinci beyitteki "setr", örtü ve "bürünmek" fiili, kıyafet konusuyla örtüşen bir imgedir: dünya kimi zaman örtüsünü açar, kimi zaman bürünür. Üçüncü beyit hürmet ile zilleti yan yana koyar; "it gibi talar kim korınur" mısraı, enük yaya hikâyesindeki köpek imgesini sert bir benzetmeye çevirir. Görinür, sevinür, bürinür, korınur: dört kafiye sözü de "-nür/-nur" sesiyle biter.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 365 (çeviriyazı metin, bâb 31).






