Özgün Metin
Gine bir yiñi cilve kıldı 'âlem
Ki hüsni zîbâ ola bunda âdem
Tecellî eyledi nûr-ı sa'âdet
Beşâret yazdı safha üzre aklem
Velîler toldı vilâyet-i Karasi
Sanasın kim Cüneyd yâ İbni Edhem
Günümüz Türkçesiyle
1. Dünya yine yeni bir görünüş gösterdi; öyle ki insanın güzelliği burada süslü olsun.
2. Saadet nuru tecelli etti; kalem sayfa üzerine müjde yazdı.
3. Karasi vilayeti velilerle doldu; sanki Cüneyd ya da İbn Edhem (oradadır).
Edebî ve Tarihî Yorum
Karasi'nin Sonu
Otuz yedinci bâb iki soruya cevap verir: Karasi vilayetinin tımarları kimlere verildi ve hisardaki oğlan ne oldu. Tanrı Karasi'de hutbeyi ve sikkeyi Orhan'a nasip edince Karasioğlu Bergama hisarından ahitle çıkar ve Bursa'ya gönderilir. İki yıl orada yaşar, sonra bir gün "yumurçak" çıkarır, yani vebaya yakalanır ve ölür. Orhan büyük oğlu Süleyman Paşa'yı çağırıp Karasi ilini ona verir, kendisi Bursa'ya döner.
Cüneyd ve İbn Edhem
Siyasi değişim beyitlerde manevi bir yenilenme olarak görünür. Dünya yeni bir "cilve" gösterir, saadet nuru tecelli eder, kalem sayfaya müjde yazar. Son beyit, yeni ülkeyi velilerle dolu bir yer olarak anar ve iki büyük sûfîyi örnek verir: Bağdatlı Cüneyd ve Belh hükümdarlığını bırakıp derviş olduğu anlatılan İbrahim b. Edhem. Bu ikinci ad, tahtını bırakan bir hükümdarın hikâyesini taşıdığı için, Karasioğlu'nun kaybettiği beylikle sessiz bir karşıtlık kurar. Bu beyitte "vilâyet" kelimesi, hem yönetim bölgesi hem de velilik anlamına gelir; Âşıkpaşazâde'nin eserinde bu çift anlam sık sık kullanılır. 'Âlem, âdem, aklem ve Edhem "-em" sesinde kafiyelenir.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 373 (çeviriyazı metin, bâb 37).






