Özgün Metin

Kapu kim açdı Müfettihü'l-ebvâb
Fâzıl u hem Ece oldı aña bâb
Ki Rum oldı sarây u hem hazîne
Gerekdür kim Süleymân koya bevvâb

Günümüz Türkçesiyle

1. Kapıları açan (Tanrı) kapıyı açtı; Fâzıl da Ece de ona kapı oldu.

2. Rum (ili) bir saray ve bir hazine oldu; Süleyman'ın (ona) bir kapıcı koyması gerekir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Konur ve Gelibolu

Konur hisarı kırkıncı bâbda bir pusuyla düşer. Hisarın tekfuru, Gelibolu yöresinden adam kaçırıp dönerken Süleyman Paşa'nın pusularına düşer; Gazi Fâzıl peşine takılır ve tekfur hisarına girmek üzereyken boğazını ele verir. Yanındaki kâfirler kılıçtan geçirilir, tekfur hisarın karşısına getirilip halka gösterilir. Hisar halkı hisarı Süleyman Paşa'ya teslim eder ve tekfurun başı kesilir; hisara Hacı İlbegi konur. Bunu gören Gelibolu tekfuru da her tarafının Türk eline geçtiğini anlayıp ahitle teslim olur. Vilayet Yakub Ece'ye, onunla birlikte Gazi Fâzıl'a verilir. Yazar, ikisinin mezarlarının Ece Ovası'nın beri ucunda bilinen bir yerde olduğunu söyler.

Kapı ve Kapıcı

Kapı imgesi iki beyti baştan sona taşır. "Müfettihü'l-ebvâb", kapıları açan, Tanrı'nın sıfatlarından biridir ve sabah dualarında geçen bir isimdir. Rumeli'nin kapısını Tanrı açmış, Fâzıl ile Ece de bu kapının kanatları olmuştur. İkinci beyitte Rum ili bir saray ve hazine olarak düşünülür; böyle bir saraya kapıcı, "bevvâb" gerekir ve bu görevi Süleyman Paşa'nın vermesi beklenir. Kapı imgesi, Gelibolu'nun Rumeli'ye açılan bir geçit olduğu düşüncesiyle de örtüşür. Kafiye üç Arapça kelimeyle kurulur: ebvâb, bâb, bevvâb; üçü de aynı kökten (b-v-b) gelir ve bu iştikak, iki beyitlik parçayı sıkı bir söz oyununa çevirir.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 378 (çeviriyazı metin, bâb 40).