Özgün Metin

Cihân bir köhne yir geçmege yoldur
'Ömür de tîz geçer sanki o yildür
Benem diyü bu yirde da'vî itme
Yalan söz söyleyen añla bu dildür
Öñi aglar soñı aglar nazar kıl
Bu aglamaga di ne kāl u kîldür
Süleymân u Dâvud geçdi kamular
Unıduldı işi ne-y-ile bildür

Günümüz Türkçesiyle

1. Dünya eski bir yer, geçip gitmek için bir yoldur; ömür de sanki rüzgâr gibi tez geçer.

2. Bu yerde "benim" diye dava etme; anla ki yalan söz söyleyen bu dildir.

3. Önü ağlar, sonu ağlar, bak; söyle, bu ağlamaya ne dedikodu (gerekir).

4. Süleyman da Davud da hepsi geçti; işleri unutuldu, neyle bilinsin.

Edebî ve Tarihî Yorum

Bir Av ve İki Ölüm

Konur, kırk birinci bâbda Hacı İlbegi'ye verilir, Gazi Evrenez de ona yoldaş olarak katılır; Dimetoka ve öteki vilayetleri "çalup çarpmaga" bırakılırlar. Süleyman Paşa ise Hayrabolu ve Çorlu vilayetlerini yağmalayıp Gelibolu'ya döner. Bir gün avda okla bir hayvan vururlar; hayvan kaçar, Süleyman Paşa peşine düşer, atının ayağı bir deliğe girer, at düşer ve Süleyman Paşa ölür. Yazar olayı 758 (1357) yılına tarihler ve iki rivayeti karşılaştırır: kimilerine göre Orhan Gazi de aynı yıl ölmüştür, ama "esahh kavl", oğlu Süleyman Paşa'nın ondan iki ay önce öldüğüdür.

Köhne Yer

Bir hanedan için ağır olan bu iki ölüm, bir fânilik öğüdüyle karşılanır. Dünya "köhne", eskimiş bir yerdir ve yalnız geçip gitmek için bir yoldur. İkinci beyit "benem" diye dava etmeyi yasaklar; aynı öğüt Orhan'ın padişahlığının başındaki manzumede de verilmişti. Üçüncü beyit insan hayatının iki ucunu, doğumu ve ölümü, ağlamakla tanımlar. Son beyitte Süleyman ile Davud'un, yani Süleyman Peygamber ile babası Davud Peygamber'in anılması, Süleyman Paşa ile babası Orhan'ın ölümüne açık bir göndermedir: aynı adı taşıyan peygamber ve babası da geçip gitmiştir. Yoldur, yildür, dildür, kîldür, bildür: "-dür" redifinin önünde "-ol/-il/-ıl" sesleri kafiyelenir.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 379 (çeviriyazı metin, bâb 41).