Özgün Metin

Bu fethi kim fütûh itdi Murâd Han
Kopan nesli ki kopdı oldı hakan
Bu nesli Hak mu'în itdi îmâna
Ki İslâm zâhir oldı dökile kan
Muhammed ümmetinde bil bu hanlar
Vîrân iklîmlere bunlar ola cân
Bu âlüñ sevgüsi hayât-ı cândur
Bu âlı sevmeyendür ehl-i ziyân

Günümüz Türkçesiyle

1. Murad Han'ın yaptığı bu fetih: kopup gelen soy kopup geldi, hakan oldu.

2. Hak bu soyu imana yardımcı kıldı; öyle ki İslam ortaya çıktı, (bunun için) kan döküle.

3. Bil ki bu hanlar Muhammed ümmetindendir; harap iklimlere bunlar can olsun.

4. Bu hanedanın sevgisi canın hayatıdır; bu hanedanı sevmeyen zarara uğrayanlardandır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Edirne

Murad Han Bırgoz'dan Eski'ye geldiğinde, kırk dördüncü bâbın anlattığına göre, onu da boş bulur. Boşalan hisarların kâfirleri Edirne'de toplanmıştır. Han lalası Şahin'e asker verip Edirne'ye gönderir; küffar büyük bir orduyla karşılar, ama savaşta bozulup hisara kaçar. Şahin hana başlar gönderip zaferi bildirir; Hacı İlbegi ve Gazi Evrenez de hanın önüne düşüp onu Edirne'ye getirir. O sırada Meriç çok taşkındır; Edirne tekfuru gece bir kayığa binip İnez'e (Enez) kaçar. Sabah durum anlaşılınca şehrin kapıları açılır ve şehir teslim edilir. Yazar fethi 761 (1359-60) yılına, Orhan oğlu Sultan Murad Han eline tarihler.

Bir Sevgi Yükümlülüğü

Edirne'nin fethi burada hanedan övgüsüne bağlanır. İlk beyitte yine "kopmak" fiili kullanılır: Gök Alp'tan kopan soy şimdi hakan olmuştur. İkinci beyit fethi İslam'ın zuhuruna, üçüncü beyit hanları Muhammed ümmetine bağlar. Son beyit eserin en açık hanedan bağlılığı cümlelerinden biridir: bu hanedanın sevgisi canın hayatıdır, onu sevmeyen "ehl-i ziyân"dır. Âşıkpaşazâde'nin giriş mesnevisinde soyunun Osmanoğullarıyla birlikte doğduğunu söylemesi, bu beyti kişisel bir tanıklık olarak da okumaya imkân verir. Kafiyede Han, hakan, îmâna, kan, cân ve ziyân sıralanır. Edirne'nin Osmanlı başkenti olacağı nesirde söylenmez; ama sonraki bâblarda Murad'ın "Edrene tahtına" oturduğu anlatılır.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 381-382 (çeviriyazı metin, bâb 44).