Özgün Metin

Cihân şâdîye gama yurd olupdur
Niçe hakanlara cihân gülüpdür
Gelüp devrân sürenler 'âlem içre
Hemân arzûları hayâl kalupdur
Cihân halkı tamâm murâd mı buldı
Nedür ol kim murâdı olmayupdur
Togar aglar ölür aglar töredür
Bu devrân böylece bil düzilüpdür
Gülerem sanur ol yañlış habardur
Ne gülmek var melâle irmeyüpdür

Günümüz Türkçesiyle

1. Dünya sevince de gama da yurt olmuştur; dünya nice hakanlara gülmüştür.

2. Gelip dünyada devran sürenlerin arzuları yalnız hayal olarak kalmıştır.

3. Dünya halkının hepsi muradına mı erdi; muradına ermemiş olan nedir.

4. Doğar ağlar, ölür ağlar, töredir; bil ki bu devran böyle düzülmüştür.

5. "Gülerim" sanır, o yanlış bir haberdir; meleale ermemiş ne gülmek var.

Edebî ve Tarihî Yorum

Gelin Alayı

Gelini getirmeye kimlerin gittiği elli birinci bâbda sayılır. Bursa kadısı Koca Efendi, emir-alem Aksungur Ağa, çavuşbaşı Süle Çavuş oğlu Temür Han Çavuş ve bin kadar sipahi; hatunlardan kadının hatunu, Bayezid'in dadısı ve Aksungur'un hatunu yola çıkar. Germiyanoğlu düğünü Kütahya'da yapar ve misafirleri iyi ağırlar. Gelin Aksungur'un hatunu ile Bayezid'in dadısına emanet edilir. Germiyanoğlu çaşnigirbaşısı Paşacuk Ağa'yı gelinin atını yedmek için gönderir; kızına verdiği hisarlara Osmanlılar da adam koyar. Bayezid, kayınpederinden Paşacuk Ağa'yı ister ve kendi çaşnigirbaşısı yapar. Paşacuk'un oğlu Elvan Beg de, Elvan Beg'in üç oğlu da çaşnigirbaşı olur. Bu Elvan Beg, yazarın doğduğu köye adını veren Elvan Çelebi ile karıştırılmamalıdır. Yazar bu ailenin "neseb ü nesl-ile" Osmanlı kapısında yakınlık kazandığını söyler.

Sevinç ile Gam

Düğünün ve gelin alayının sevincinden sonra beyitlerin sesi hüzünlüdür. Dünya hem sevincin hem gamın yurdudur; nice hakana gülmüş, ama devran sürenlerin arzuları hayal olarak kalmıştır. Dördüncü beyit insan hayatını iki ağlayışla çerçeveler: doğar ve ağlar, ölür ve ağlar. Bu imge, Süleyman Paşa'nın ölümünden sonraki manzumedeki "Öñi aglar soñı aglar" mısraını tekrar eder. Son beyitte gülmenin bile bir yanılgı olduğu söylenir: melale ermeyen bir gülme yoktur. Bir düğün sahnesinin ardından böyle bir hüzün, Âşıkpaşazâde'nin sevinç anlarını da bir fânilik öğüdüyle kapatma eğilimini gösterir. Redif "-updur/-üpdür": olupdur, gülüpdür, kalupdur, olmayupdur, düzilüpdür, irmeyüpdür.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 388 (çeviriyazı metin, bâb 51).