Özgün Metin
Nefesdür pâdişâhlardan nişâne
Nefesdür hükm iden handan dîvâna
Nefesdür kim tulû' eder agızdan
Habarlar söyledür hem tercümâna
Nefesdür kim du'â togar agızdan
Kabûl olur murâd virür revâne
Nefesden yazılur dürlü ma'ânî
Nefesden añlanur gelür beyâna
Mübârek nefesi hanuñ ne oldı
Kabûl olur murâd virür revâne
Bozar kal'aları söyler zamâne
Nefes itse Murâd Han-ı zamâne
Günümüz Türkçesiyle
1. Padişahlardan kalan nişan nefestir; handan divana hükmeden nefestir.
2. Ağızdan doğan nefestir; haberleri tercümana söyleten de odur.
3. Ağızdan dua olarak doğan nefestir; kabul olur, murat verir, akar gider.
4. Türlü anlamlar nefesle yazılır; nefesle anlaşılır, beyana gelir.
5. Hanın mübarek nefesi ne oldu: kabul olur, murat verir, akar gider.
6. Zamanın Murad Han'ı nefes etse, kaleleri bozar, zamane bunu söyler.
Edebî ve Tarihî Yorum
Tañrı Yıkdugı
Murad Han, elli üçüncü bâbda büyük bir orduyla Rumeli'ye geçer, Mıgalkara'ya gelir; Evrenez ile Lala Şahin Fire'yi alır, Çatalca harac vermeye razı olur. İnceğiz yöresinde Polanya denen bir hisar vardır; yazar Türklerin ona "Tañrı Yıkdugı" dediğini söyler. Yöre halkı kaçıp bu hisara sığınmıştır; birkaç gün savaşılır ama alınamaz ve ordu göçüp gider. Han "Meger bunı Tañrı yıka" der. Ordu "Devletlü Kabaagaç" denen yere konar; Murad bir kaba ağaca sırtını verip oturur. Biraz sonra adamlar birbiri ardınca gelip hisarın Tanrı'nın kudretiyle yıkıldığını haber verir. Şahin gönderilir, çok mal, altın ve gümüş tepsiler getirir; gaziler buldukları altın ve gümüş tasları başlarına geçirir ve yazara göre "üsküf ol zamânda bünyâd oldı". Ağacın adı da hanın sözünden gelir; yazar ağacın kütük hâlinde kendi zamanında hâlâ durduğunu, yanında bir kuyu olduğunu ekler.
Söz ve Nefes
Keramet beyitlerde hükümdarın nefesine bağlanır. Her beyit "nefes" kelimesiyle açılır ya da onu taşır: nefes padişahlardan kalan nişandır, divana hükmeder, haberleri söyletir, dua olarak kabul edilir, anlamları yazar ve anlatır. Son beyit bütün bu sayımı Murad'a bağlar: Murad Han nefes etse kaleleri bozar. "Nefes", tasavvuf geleneğinde bir velinin duasının ve sözünün etkisini anlatan bir kavramdır; burada aynı güç bir hükümdara verilmiştir. Üçüncü ve beşinci beyitlerin ikinci mısraı neşirde aynıdır: "Kabûl olur murâd virür revâne." Bu tekrar bilinçli bir nakarat olabileceği gibi istinsah sırasında yapılmış bir hata da olabilir; neşir buna bir not düşmez.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 390 (çeviriyazı metin, bâb 53).






