Özgün Metin

Yine bir şekl-i şîve tutdı âlem
Teferrüc ider anı 'âkıl âdem
Hevâlar yili esdi 'âlem üzre
Niçe nutk u nâtıklar oldı ebkem
Temâşâgâha geldi Âşıkî gör
İder sun'ı temâşâ olur ebkem
Ya Sâni' sun'ına mazhar ne itdi
Bu cem'iyyete mazhar oldı âdem

Günümüz Türkçesiyle

1. Dünya yine bir şekil, bir cilve tuttu; akıllı insan onu seyreder.

2. Dünyanın üzerinde heves rüzgârları esti; nice söz ve söz sahibi dilsiz kaldı.

3. Bak, Âşıkî seyir yerine geldi; (Tanrı'nın) yaratışını seyreder, dilsiz olur.

4. Ya, Sâni' olan (Tanrı'nın) sanatına mazhar olan ne yaptı: bu topluluğa insan mazhar oldu.

Edebî ve Tarihî Yorum

Kosova

Savaş öğle ile ikindi arasında başlar. Sağ kolda Bayezid, sol kolda Yakub Çelebi iyi savaşır; Lazar Yakub Çelebi'nin tarafındadır ve o taraftaki kâfir ordusu bozulur. Bu sırada Miloş Kobiliç süngüsünü arkasına sürüyerek, şapkası elinde hana doğru yürür. Gaziler önünü keser; o "Gidüñ, ben el öpmege geldüm ve hem beşârete dahı geldüm" der, Lazar'ın oğluyla tutulduğunu müjdeler. Gaziler çekilir; hana yaklaşınca Miloş mızrağını çevirip hanı vurur. Hemen hanın üzerine çadır kurulur, Bayezid sancağın dibine konur. Yakub Çelebi'ye "Gel seni baban ister" denir ve çadıra gelince "anı babası gibi itdiler"; Lazar da oğluyla birlikte öldürülür. O gece ordu büyük bir ıstırap içindedir; sabah halk Bayezid'i padişah olarak kabul eder. Bâbın verdiği tarih 791'dir (1389).

Seyirci Şair

Şair bu dramatik sahneyi anlatmak yerine bir seyir yeri kurar. Dünya yeni bir şekil almıştır ve akıllı insan bunu seyreder. İkinci beyitte konuşanlar dilsiz kalır; üçüncü beyitte Âşıkî de seyir yerine gelir ve o da susar. Bu suskunluk, bir padişahın öldürülmesi ve bir şehzadenin boğdurulması karşısında yazarın yorum yapmaktan kaçınmasının şiirdeki ifadesi olarak okunabilir. Son beyit tasavvufun "mazhar" kavramına döner: insan, yaratıcının sanatının göründüğü yerdir. Bu kapanış, olayların iyi ya da kötü oluşu üzerine bir yargı vermek yerine her şeyi ilahî bir sanatın görüntüsü olarak kabul eder. Âşıkpaşazâde'nin Yıldırım Bayezid dönemine kadarki kısmı Yahşı Fakıh'ın menâkıbnâmesinden aldığını TDV maddesi de belirtir; Kosova anlatısı da bu kaynağa dayanan bölümün içindedir.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 393-394 (çeviriyazı metin, bâb 56).
  • Abdülkadir Özcan, "Âşıkpaşazâde", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 4, İstanbul 1991, s. 6-7. https://islamansiklopedisi.org.tr/asikpasazade

Çevrimiçi kaynaklar