Özgün Metin
Gazâ kim itdiler Allahu ekber
Didiler her nefes Allahu ekber
Salındı seyf-i İslâm kâfir üzre
Urıldı nevbet-i Allahu ekber
Kılıçlar kölgesinde cennet-i Hak
Resûl'den bu habar Allahu ekber
Bozıldı çañ çañlıklar kilîse
Makām oldı dîne Allahu ekber
Günümüz Türkçesiyle
1. Gaza ettiler "Allahu ekber" diyerek; her nefeste "Allahu ekber" dediler.
2. İslam kılıcı kâfirin üzerine salındı; "Allahu ekber" nevbeti vuruldu.
3. Hakk'ın cenneti kılıçların gölgesindedir; bu haber Resul'den gelmiştir, Allahu ekber.
4. Çan çalınan yerler, kiliseler yıkıldı; dine makam oldu, Allahu ekber.
Edebî ve Tarihî Yorum
Kulaca'dan İkizce'ye
Rüyasının yorumunu işiten Osman Gazi, beşinci bâbda "himmet kılıcını gönül beline" bağlar ve bir gece İnegöl yakınındaki Kulaca hisarcığını yağmalayıp yakar. Ertesi sabah çevrenin kâfirleri Karacahisar tekfuruna haber gönderir: bunlar yer su tutan Türkler değildir, bu ilden çıkarılmazlarsa pişmanlık fayda vermez. Tekfurun kardeşi Kalanoz büyük bir kuvvetle gelir. İki taraf İkizce'de, Domaniç Beli'ni aştıkları yerde karşılaşır. Osman'ın kardeşi Saru Yatı burada şehit düşer; yazar, onun öldüğü yerde "Kandillü Çam" denen bir çam ağacı bulunduğunu, zaman zaman orada bir ışık görüldüğünü anlatır. Kalanoz da ölür ve Osman'ın emriyle cesedi it gibi gömülür; yerin adı bu yüzden "İtecenis" kalır. Saru Yatı Söğüt'te babasının yanına defnedilir. Manzumeden sonra yazar tarihi verir: hicretin 685 yılı (1286).
Redifin Gücü
Dört beytin sekiz mısraından beşi "Allahu ekber" ile biter. Tekbir burada hem savaş çığlığıdır hem de nevbetin, yani davul ve zurnayla çalınan hükümdarlık musikisinin sesidir: ikinci beyitteki "nevbet-i Allahu ekber" bu iki anlamı birleştirir. Üçüncü beyit, cennetin kılıçların gölgesinde olduğunu bildiren hadise dayanır. Son beyitte kiliselerin "dine makam" olması, fethedilen yerin ibadethanesinin camiye çevrilmesini anlatır; tarihte bu sahne Karacahisar, İnegöl ve Bilecik için tekrar tekrar anlatılacaktır. Saru Yatı'nın ölümü şiirde anılmaz; manzume yas tutmaz, kazanılan gazayı kutlar. Âşıkpaşazâde manzum parçalarını çoğu yerde böyle kullanır: olayı nesre bırakır, şiire onun dinî anlamını yükler.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 328 (çeviriyazı metin, bâb 5).






