Özgün Metin

Allahu 'Alîm ü Hayy u Kādir
Sâni'ü sanâyi' hâzır u nâzır
İy yoklıkdan iden bu varı izhâr
Birligine hem itdüren ikrâr
İnsânı iden fakîr ü sultân
Hükmine viren delîl ü bürhân
İy 'aybı görüp setr iden Hak
Gaffâr-ı zünûb Hâkim-i mutlak
Göñül gözine cemâli göster
Bir kulam u ben za'îf ü kemter

Günümüz Türkçesiyle

1. Allah her şeyi bilen, diri ve her şeye gücü yetendir; yaratan, sanatları var eden, her yerde hazır ve her şeyi görüp gözetendir.

2. Ey bu varlığı yokluktan çıkarıp açığa koyan ve birliğini (dillere) ikrar ettiren.

3. İnsanı kimi zaman fakir, kimi zaman sultan yapan ve hükmüne delil ve kanıt veren.

4. Ey kusuru görüp örten Hak; günahları bağışlayan, mutlak hüküm sahibi.

5. Gönül gözüne cemalini göster; ben bir kulum, zayıf ve aşağı biriyim.

Edebî ve Tarihî Yorum

Kitabın Eşiğinde

Âşıkpaşazâde tarihine besmele ve kısa bir Arapça hamdele ile başlar, ardından kendini tanıtır: Derviş Ahmed Âşıkî, Şeyh Yahyâ'nın, Şeyh Selmân'ın, Âşık Paşa'nın, Muhlis Paşa'nın ve Baba İlyâs'ın soyundan. İstanbul'da "ferâgat köşesinde" otururken bir topluluğun Osmanoğullarının menkıbelerini konuştuğunu, kendisine de sorduklarını, Orhan Gazi'nin imamı İshak Fakıh'ın oğlu Yahşı Fakıh'tan yazılmış menkıbeleri bulduğunu anlatır. Kalemin "sahranın sayfasına" söylediğini işittiğini, gönlünün hayrete düştüğünü söyler ve "Nazm" başlığıyla bu beyitleri yazar. Neşirde beş beyit, yayımlanmış olan Mesnevi 1 ile aynı mesnevinin ilk bölümüdür; bu sayfada yalnız münacat kısmı verilmiştir.

Münacatın Dili

Beyitler bir esmâ sayımıdır: 'Alîm, Hayy, Kādir, Sâni', Gaffâr, Hâkim. Üçüncü beyitte insanı "fakîr ü sultân" yapan kudretin anılması, bir hanedan tarihinin başında rastlantı sayılmaz; birazdan anlatılacak sultanların da bir kul olduğu hatırlatılır. Dördüncü beyitteki "setr", ayıbı örtmek, tasavvuf dilinin bilinen bir kavramıdır ve yazarın derviş kimliğiyle örtüşür. Son beyitte yazar kendini "za'îf ü kemter" diye anar; tarihçinin kendi sesi ilk kez burada duyulur. Dokuz-on heceli kısa mısralar, mesnevinin geri kalanı gibi "mef'ûlü mefâ'ilün fe'ûlün" kalıbına yaslanır; birkaç mısra bu kalıptan taşar. Her beyit kendi içinde kafiyelenir: Kādir/nâzır, izhâr/ikrâr, sultân/bürhân, Hak/mutlak, göster/kemter. Yazarın hayatı Âşıkî (Âşıkpaşazâde) sayfasında ayrıca anlatılmıştır.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 319-320 (çeviriyazı metin, giriş).
  • Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, "Önsöz" ve "Hayatı ve 'Tarih'iyle Âşık Paşazade", Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 25-48.