Özgün Metin
Hem saltanatını vü şevketini
Diñle ki diyem ü heybetini
Kandan yörüyüp ne ile vardı
Vardugı ili ya neçe aldı
Ne itdi ol ile ol han u şâhlar
Kim oldı cihânda pâdişâhlar
Ma'lûm ideyin biñde birin
Añla ki ne dir bu 'ışk pîrin
Kim neseb ü neslüm bu âl-ıla togdı
Hem toganumuz bu âlı gördi
Zâhir ü bâtın du'âcılaruz
Hizmet işiginde nâcîlerüz
Nesl ü nesebüme Âl-i 'Osmân
'Âşıkî diyüp iderler ihsân
'Âşıklaruz kadîm du'âcı
Bil du'â olur güneh ilâcı
Evvel bu âle du'â idelüm
Andan menâkıbı zikr idelüm
Hem du'âm ola kabûl-i mutlak
Zâhir olına çü şems-i işrāk
Feth-i kelâm-ı bâb-ı evvel
Esmâ-yı neseb olına i'lâl
Günümüz Türkçesiyle
1. Onların saltanatını, şevketini de dinle; heybetlerini anlatayım.
2. Nereden yola çıkıp neyle vardıklarını, vardıkları ili nasıl aldıklarını.
3. O hanların ve şahların o ille ne yaptıklarını, dünyada nasıl padişah olduklarını.
4. Binde birini olsun bildireyim; bu aşk pirinin ne dediğini anla.
5. Çünkü benim soyum sopum bu hanedanla birlikte doğdu; dedelerimiz de bu hanedanı gördü.
6. Açıkta da gizlide de onlara dua edenleriz; hizmet eşiklerinde kurtuluş umanlarız.
7. Osmanoğulları soyuma sopuma "Âşıkî" diyerek ihsanda bulunurlar.
8. Biz âşıklar eskiden beri dua edenleriz; bil ki dua günahın ilacı olur.
9. Önce bu hanedana dua edelim, sonra menkıbeleri analım.
10. Duam da mutlak kabul olsun; doğan güneş gibi açığa çıksın.
11. Sözün başı ilk bâb olsun; soy adları sırasıyla bildirilsin.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bir Soyun Tanıklığı
Yayımlanmış Mesnevi 1, yazarın seksen altı yaşında olduğunu söylediği ve "Neden oldı anı beyân ideyüm" diye biten altı beyitti. Bu on bir beyit aynı mesnevinin hemen ardından gelen kısmıdır; ondan sonra yazar doğrudan "Bâb 1"e, Osman Gazi'nin Nuh Peygamber'e kadar sayılan soy kütüğüne geçer. Son beyit bu geçişi açıkça söyler: sözün başı ilk bâb olsun ve soyun adları sıralansın. Parçanın ağırlık merkezi beşinci ve yedinci beyitlerdir. Yazar kendi soyunun Osmanoğullarıyla "birlikte doğduğunu", dedelerinin bu hanedanı gördüğünü, Osmanlıların da onun soyuna "Âşıkî" diyerek ihsanda bulunduğunu söyler. Yavuz ile Saraç da yazarın hanedana bağlılığını anlatırken tam bu beyitlere başvurur ve büyük dedesi Âşık Paşa'nın Osman ile Orhan'ın yanında bir fikir babası olarak bulunduğunu hatırlatırlar. Âşık Paşa Kırşehir'de yaşamış bir şair ve şeyhtir; Elvan Çelebi ise onun oğludur ve Âşıkpaşazâde, Amasya'ya bağlı Mecitözü'ndeki Elvan Çelebi köyünde doğmuştur.
Âşık Mahlası
Sekizinci beyitteki "'Âşıklaruz", yazarın hem mahlasına hem de Âşık Paşa'dan gelen aile adına bir göndermedir; aynı kelime dördüncü beyitte "'ışk pîri" olarak tekrar eder. Dua, günahın ilacı diye anılır ve dokuzuncu beyitte tarih yazmanın sırası belirlenir: önce hanedana dua, sonra menkıbe. Bu sıralama eserin bütününde korunur; birçok bâb da bir dua beytiyle kapanır.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 320-321 (çeviriyazı metin, giriş).
- Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, "Önsöz" ve "Hayatı ve 'Tarih'iyle Âşık Paşazade", Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 25-48.






