Özgün Metin

Bu çarh kim çezginür pür gamze eyler
Kimin Rüstem kimini Hamza eyler
Tolanur her sâ'at biñ nahş baglar
Başından tâcın alur gamze eyler
Kiminüñ ihtiyârın komaz elden
Hevâlar sahrasında pervâz eyler
Kimi cân u göñül virür cemâle
Sâhib-cemâl cefâ-y-ıla nâz eyler
Kimi dün gün dürişür mankır ister
Yüler saçın sakal başın taz eyler
Kamu bir ata oglıdur bu âdem
Ya ne'yçün gavgâların dirâz eyler

Günümüz Türkçesiyle

1. Bu çark ki dolaşır, nazlı bakışlarla dolu işler görür; kimini Rüstem, kimini Hamza yapar.

2. Her saat dolanır, bin nakış bağlar; başından tacını alır, göz kırpar.

3. Kiminin iradesini elinden almaz; heves sahrasında uçurur.

4. Kimi güzelliğe can ve gönül verir; güzellik sahibi cefa ile naz eder.

5. Kimi gece gündüz bir mangır için çabalar; saçını yolar, sakalını, başını kel eder.

6. Bu insanların hepsi bir atanın oğludur; ya niçin kavgalarını uzatırlar.

Edebî ve Tarihî Yorum

Balık İçinde Altın

Bayezid altmışıncı bâbda İstanbul önüne yeniden gelir. Kocaeli'nden Yoros'a çıkar, Yahşı Beg Şile hisarını ahitle alır. Han Boğazkesen'in yukarısında "Güzelce Hisar" denen bir hisar yaptırır ve tekfura "Tizcek hisâruñı boşat, baña vir" diye haber gönderir. Tekfur hemen yüz balık gönderir; balıkların bağırsakları yerine altın ve gümüş doldurulmuştur, Ali Paşa ve öteki paşalara da gönderilmiştir. Yazar acı bir alayla ekler: Ali Paşa elbette sandık ve keseyle balıkları karşılamaya gider, çünkü gelen "gâyet hürmetlü ilçidür". Ali Paşa hanı razı eder: İstanbul'da hünkârın kadısı oturacak, bir mahalle mescidi olacak ve tekfur yılda on iki bin filori verecektir. Tarakçı ve Göynük halkı sürülüp İstanbul'a getirilir. Ama Temür vakasından sonra tekfur bu mahalleyi sürer, mescidi yıkar; yazar o halktan Tekirdağ'da Göynüklü denen bir köyün kaldığını söyler.

Çarkın Oyunu

Pazarlıkla yapılan sulh beyitlerde doğrudan anılmaz; anlatılan, çarkın, yani talihin oyunudur. Çark kimini Rüstem, kimini Hamza yapar; başından tacı alır; kimini heves sahrasında uçurur, kimini güzelliğe gönül verdirir, kimini bir mangır uğruna saçını sakalını yolduran bir hırsa sürükler. Beşinci beyitteki "mankır", bakır paradır ve balık içinde gelen altınlarla dolaylı bir karşıtlık kurar. Son beyit bütün sahneye insanlık açısından bakar: hepsi bir atanın oğludur, kavgaları niçin uzar. "Eyler" redifi altı beyitte de korunur ve kafiye "-ze/-az" sesleriyle değişir: gamze, Hamza, gamze, pervâz, nâz, taz, dirâz.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 400 (çeviriyazı metin, bâb 60).