Özgün Metin

Kānûndur pâdişâhlar sürgün ide
Ki ya'nî bir dahı il ma'mûr ide
V'eger halk incinür evvel seferde
Bu Tañrı takdîridür dahı n'ide
Gözetsüñ takdîri hôş mutî' olsa
Olur râhat ki ol nasîbüm ide

Günümüz Türkçesiyle

1. Padişahların sürgün etmesi kanundur; yani bir ili yeniden şenlendirsin diye.

2. Halk ilk göçte incinse de bu Tanrı'nın takdiridir, başka ne yapsın.

3. Takdiri gözetsin, gönül hoşluğuyla itaat etsin; "Nasibim bu imiş" derse rahat olur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Sarhan Beglü

Ankara savaşına varıncaya dek süren altmış altıncı bâb uzundur. Başında, Saruhan ilinin göçer halkının Filibe yöresine nasıl sürüldüğü anlatılır. Bu göçerler Menemen ovasında kışlamaktadır; o yörede bir tuz yasağı vardır ve onlar bu yasağa uymaz. Durum Bayezid'e bildirilince han oğlu Ertuğrul'a haber gönderir: göçer evleri ne kadar varsa iyice zapt edilsin, güvenilir kullara emanet edilip Filibe yöresine götürülsün. Ertuğrul emredilenden fazlasını yapar, tek bir ev eksiksiz gönderir. Yazar, kendi zamanında Filibe'de "Sarhan Beglü" denenlerin onlardan geldiğini ve Paşa Yiğit Beg'in onların ulusu olduğunu söyler.

Kanun ve Takdir

"Kānûndur" diye açılan ilk mısra sürgünü bir devlet kanunu olarak savunur: padişahlar sürgün eder ki bir il yeniden şenlensin. İkinci beyit halkın acısını kabul eder: ilk göçte incinirler. Ama bu, Tanrı'nın takdiri olarak anlatılır. Üçüncü beyit sürgün edilene bir tavır önerir: takdire boyun eğip "nasibim bu" diyen rahat bulur. Önceki manzumelerdeki sürgün ve yurtsuzluk acısı hatırlanınca yazarın iki duygu arasında gidip geldiği görülür: bir yanda yurdundan sökülen halka duyduğu acıma, öte yanda Osmanlı iskân siyasetini meşru gören bir devlet anlayışı. Rumeli'nin Anadolu'dan getirilen göçerlerle iskân edilmesi, eserde Süleyman Paşa'nın Karasi'den göçer getirtmesiyle başlamış bir uygulamadır.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 406 (çeviriyazı metin, bâb 66).