Özgün Metin

Eyüdür dostluk itmek hanlar-ılan
Müdârâ yâ mahabbet anlar-ılan
Ve bâri her cihetden söz kabûl it
Kulaguñ dinç ola hem varuñ-ılan

Günümüz Türkçesiyle

1. Hanlarla dostluk etmek iyidir; onlarla ya hoş geçinmek ya sevgi (iyidir).

2. Bari her yönden söz dinle; hem kulağın hem malın rahat olsun.

Edebî ve Tarihî Yorum

Azık ve Dostluk

Musa ortadan kalktıktan sonra Mehmed Çelebi'nin önündeki iş yetmiş ikinci bâbda belirir. Karamanoğlu'nun Bursa'daki "mühmel hareketini" işiten Mehmed Bursa'ya gelir. Önce İsfendiyar'a elçi gönderir: ya kendisi gelsin ya oğullarından birini orduya yollasın, yoksa üzerine varılacaktır. İsfendiyar hemen oğlu Kasım Beg'i elçiyle birlikte gönderir. Germiyanoğlu'na da elçi gider: Karamanoğlu'nun Osmanlı topraklarına yaptığını görmüştür; Mehmed Seyitgazi'den Karaman'a çıkacaktır ve Germiyanoğlu dostluğunu ordusuna azık göndererek göstermelidir. Germiyanoğlu "Azıg-ıçun ne minnet, hizmete ben dahı yüz süriyü bile varayın" der ve bol azık gönderir; yazar, han o memlekete varıp dönünceye kadar Germiyan'dan azık sürüsünün eksik olmadığını söyler.

Kulağın ve Malın Rahatı

Bu küçük siyaset öğüdünün anahtar kelimesi "müdârâ"dır: hanlarla dostluk iyidir, ister müdara ister gerçek sevgiyle olsun. İkinci beyit pratik bir sonuç çıkarır: her yönden gelen sözü dinlemek hem kulağı hem malı rahat ettirir. Germiyanoğlu'nun isteneni fazlasıyla yerine getirmesi, bu öğüdün nesirdeki karşılığıdır. "Müdârâ", hoş geçinmek, idare etmek demektir; Âşıkpaşazâde'nin dilinde bu kelime çoğunlukla güçlü bir komşuyla zorunlu dostluğu anlatır. Kafiye ve redif "-lar-ılan/-uñ-ılan": hanlar-ılan, anlar-ılan, varuñ-ılan.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 421 (çeviriyazı metin, bâb 72).