Özgün Metin
Karaman'da bulınmaz togru bir yâr
Velîler çok bile kolmâş u ayyâr
İder kavl ü karâr u 'ahd ü peymân
İçer andlar yalan çok ider inkâr
Begi vü kādîsı şeyh ü müderris
Hîledür işleri hep câru mekkâr
Kazana koysa kaynatsañ bizümle
İligi yaga dir karışma zînhâr
Diyesin mü'min-iseñ dôst olalum
Cevâbıdur benem mü'mîne gaddâr
Hâsa kim Âl-i 'Osmân'dan olasın
Dahı ziyâde olur sıfatı cebbâr
Tekebbür ü fuzûldur bil Karaman
Anuñçun kahr idüpdür anı Kahhâr
Günümüz Türkçesiyle
1. Karaman'da doğru bir dost bulunmaz; velileri bile çoğunlukla düzenbaz ve hilekârdır.
2. Söz verir, karar kılar, ahdeder, yemin eder; yalan yere andlar içer, çok inkâr eder.
3. Beyi de kadısı da şeyhi de müderrisi de; işleri hep hiledir, (hepsi) sözü yaygın düzenbaz.
4. Bizimle bir kazana koyup kaynatsan, iliği yağa "Sakın karışma" der.
5. "Mümin isen dost olalım" desen, cevabı "Ben mümine hainim" olur.
6. Hele Osmanoğullarından olursan, sıfatı daha da zorba olur.
7. Bil ki Karaman kibir ve küstahlıktır; bunun için Kahhâr onu kahretmiştir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Konya Ovası
Büyük bir orduyla Bursa'dan çıkan Mehmed Çelebi'ye yetmiş üçüncü bâbda önce Akşehir teslim olur, sonra Konya'ya yönelinir. Karamanoğlu karşılar, Konya ovasında savaşılır; Karamanoğlu Mehmed Beg ile büyük oğlu Mustafa yakalanır. Barış yapılır: Akşehir, Seydişehir, Okluk, Kırşehir, Beyşehir, Sivrihisar, Çamardı ve Niğde Osmanlı'ya bırakılır. Mehmed Çelebi Karamanoğlu'na hil'at giydirir, sancak verir, atlar, katırlar, develer bağışlar ve onu gönderir. Ama Karamanoğlu ordunun öbür ucuna çıkar çıkmaz at oğlanlarının otlattığı atları ellerinden alır ve şöyle der: "'Osmânoglı-y-ılan 'adâvetüm tâ kıyâmete degin bâkîdür."
Bir Yergi
Eserin en uzun ve en sert Karaman yergisi yedi beyit sürer. Karaman'da doğru bir dost yoktur; velisi bile düzenbazdır. Bey, kadı, şeyh, müderris, hepsinin işi hiledir. Dördüncü beyit halk dilinden bir imge kullanır: bir kazanda kaynatılsa bile Karaman'ın iliği Osmanlı'nın yağına "karışma" der; yani iki taraf hiçbir koşulda bir araya gelmez. Beşinci ve altıncı beyitler Karaman'ın düşmanlığını önce müminlere, sonra özellikle Osmanoğullarına yöneltir. Yedinci beyitte Karaman'ın kibri ve küstahlığı, Tanrı'nın "Kahhâr" sıfatıyla cezalandırılır. Bu beyitler nesirde anlatılan ahit bozmayı bir halk karakteri iddiasına genişletir. Böyle genellemelerde kişisel bir husumetten çok dönemin Osmanlı-Karaman rekabeti konuşur. Kafiye "-âr" sesi üzerine kurulur: yâr, ayyâr, inkâr, mekkâr, zînhâr, gaddâr, cebbâr, Kahhâr.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 422 (çeviriyazı metin, bâb 73).






