Özgün Metin
Nedür bu fitneyi gör çarh-ı gaddâr
İdinmez ata oglın kendüye yâr
Hevâ yili cefâ burcından eser
Yıkar milkini esbâb-ıla deyyâr
Bu bir iki nefes virüp alanlar
Sor âhir hâlını ol niçe tuyar
Şunı bilmez ki soñı n'olısardur
Binüp 'ömr atına turmaz ha çapar
Atı yorulur u kendü yorulmaz
Bogazını alur bir iki Tatar
Kanı milk ü kanı mansıb kanı câh
Bozuldı tavlası vü gitdi katar
Günümüz Türkçesiyle
1. Bak, bu zalim çarkın fitnesi nedir; baba oğlunu kendine dost edinmez.
2. Heva rüzgârı cefa burcundan eser; deyyar (her şeyiyle) mülkünü yıkar.
3. Bu bir iki nefes verip alanlar; sor, sonunda hâllerini nasıl duyarlar.
4. Sonunun ne olacağını bilmez; ömür atına binip durmadan dörtnala gider.
5. Atı yorulur, kendisi yorulmaz; bir iki Tatar boğazını alır.
6. Hani mülk, hani makam, hani mevki; ahırı bozuldu, katarı gitti.
Edebî ve Tarihî Yorum
Yergöğü ve Kasım Beg
Mehmed Çelebi'nin bütün leşkeri topladığı yetmiş dördüncü bâbda Karamanoğlu da asker gönderir, İsfendiyar da oğlu Kasım'ı yollar. Mehmed Tuna kıyısına gelir, Yergöğü'nü yaptırır ve akıncıları salar; Eflak beyi elçiyle haracını gönderir, tam bir itaat gösterir ve oğullarını kapıya hizmete yollar. Bursa'ya dönüşte İsfendiyaroğlu Kasım Beg "Ben gitmezin, sultânum kapusında hizmet iderin" der. Hünkâr İsfendiyar'a elçi gönderir: Kasım'a vilayetinden bir tımar ayırsın, karşılığında Tosya, Kankırı ve Kal'acuk'u da versin. İsfendiyar, Mehmed'in veziri Bayezid Paşa'ya Vâiz Muhammed adlı bir azizi gönderir: o yerleri hünkâra verecektir, ama Kasım'a vermeyecektir, "anuñ-ıçun kim ol bedbahtdur". Hünkâr yerleri kabul edip yine Kasım'a sadaka eder; Kasım ölünceye kadar babasına dönmez ve Osmanlı kapısında kalır.
Çarkın Fitnesi
İlk mısrada suçlu olarak "çarh-ı gaddâr" çağrılır: baba ile oğul arasındaki kopuş onun fitnesidir. İlk beyit konuyu açıkça koyar: baba oğlunu kendine yâr edinmez. Sonraki beyitler bir hırs ve gaflet tablosu çizer: insan sonunu bilmeden ömür atına binip dörtnala gider; atı yorulur ama kendisi yorulmaz, sonunda bir iki Tatar boğazını alır. Altıncı beyitte "ubi sunt" denen eski soru kalıbı belirir: hani mülk, hani makam; ahır bozulmuş, katar gitmiştir. "Katar", birbirine bağlı yürüyen deve ya da katır dizisidir; bir zenginliğin dağılışını gösterir. Bu bâbda geçen Bayezid Paşa, Mehmed Çelebi'nin veziridir; eserin vezirleri sayan bâbında "Âsâr-ı Bâyezîd Paşa: Amasiyye'de bir 'imâret yapdı" denir. Amasyalı Bayezid Paşa hakkında ayrı bir sayfa bulunmaktadır.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 423-424 (çeviriyazı metin, bâb 74).
- Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, "Önsöz" ve "Hayatı ve 'Tarih'iyle Âşık Paşazade", Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 25-48.






