Özgün Metin
Çürük sôfî dili Allah'ı söyler
Göñülde altun u akçayı soylar
Gāyet eyüsi dir olsa pilav çok
Çalıcılar bigi ol toyı soylar
Yalançı sôfîler çok kopdı şimdi
Uyup delülere soyını soylar
Kimi dir şeyhümüz sultân olısar
İnanur aña uyar zankı soylar
Günümüz Türkçesiyle
1. Çürük sofunun dili Allah'ı söyler; gönlünde altını ve akçeyi sayar.
2. En iyisi "pilav çok olsa" der; çalgıcılar gibi o toyu anlatıp durur.
3. Şimdi çok yalancı sofu çıktı; delilere uyup soyunu sopunu sayar.
4. Kimi "Şeyhimiz sultan olacak" der; ona inanır, uyar, zannını anlatır.
Edebî ve Tarihî Yorum
"Allah Bilür"
Simavna Kadısıoğlu'nun asılışının ardından yazar bir soru sorar: "İmân-ıla mı gitdi veya ne?" Cevabı ölçülüdür: "Allah bilür; ancak hayâtında ve mevtinde bilmezüz kim i'tikâdı nenüñ üzerine-y-idi ve bilmezüz kim cânın dahı ol i'tikâd üzerine mi virdi." Bir önceki manzumedeki sert yargının yanında bu cevabın ihtiyatı hemen fark edilir: Âşıkpaşazâde bir kişinin siyasi hırsını açıkça kınar, ama imanı hakkında hüküm vermekten kaçınır. Yargısını kişiden çok onun çevresinde toplanan "yalançı sôfîler"e yöneltir.
Pilav ve Toy
"Çürük sôfî" diye açılan dört beyit bu sûfîlerin portresidir. Dilleri Allah'ı anar, gönülleri altın ve akçe sayar. İkinci beyitteki imge alaycıdır: en iyisi "pilav çok olsa" der ve çalgıcılar gibi toyu, yani ziyafeti anlatır durur. Üçüncü beyit "şimdi" kelimesiyle yazarın kendi dönemine döner: yalancı sofular çoğalmış, delilere uyup soylarını saymaktadır. Dördüncü beyitte Kadısıoğlu'nun müritlerinin "şeyhimiz sultan olacak" inancı yeniden anılır. Redif "soylar", farklı anlamlarla dört beyitte geçer: sayar, anlatır, soyunu söyler. Bu çok anlamlılık, beyitlere bir söz oyunu havası verir. Âşıkpaşazâde'nin hem sûfî hem tarihçi olarak, kendi zümresinin içindeki sahtekârlığa karşı çıkışı bu bâbda en açık hâlini alır.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 428 (çeviriyazı metin, bâb 78).






