Özgün Metin

Cihân kimseye vefâ itmemişdür
Di kimdür kim gele ya gitmemişdür
Hisârda köşki mutabbak yapanlar
Kodı köşki gider san yapmamışdur
Benem sultân benem hakan diyenler
Yalan da'vî-y-ilen mi gitmemişdür
Gelen geçer konan göçer 'Âşıkî
Du'âsı makbûl olan geçmemişdür

Günümüz Türkçesiyle

1. Dünya kimseye vefa etmemiştir; söyle, gelip de gitmeyen kimdir.

2. Hisarda katlı köşk yapanlar köşkü bırakıp gider; sanırsın hiç yapmamıştır.

3. "Sultan benim, hakan benim" diyenler yalan bir davayla gitmemiş midir.

4. Âşıkî, gelen geçer, konan göçer; duası makbul olan (ise) geçmemiştir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Bir İmarete Vakıf

Deniz kıyısında, Müslüman vilayeti içinde kalan ama İstanbul'a bağlı yaşayan kâfir köyleri vardır; yetmiş dokuzuncu bâbda bu durum Mehmed Çelebi'ye bildirilir. Mehmed Bursa'da yaptırdığı imarete vakıf yapmak için bunların üzerine asker gönderir. Gebze'nin ötesindeki Hereke'nin kâfiri hisarı bırakıp İstanbul'a kaçar. Eski Gebze savaşır ve yağmalanır, evleri Müslümanlara verilir. Tarucılar ahitle itaat eder ve imarete vakfedilir. Pendik ve Kartal'ın kâfirleri İstanbul'a kaçar. Yazar, bu kıyı hisarcıklarının Fatih zamanına kadar kâh kâfire kâh Müslümanlara döndüğünü ekler. Mehmed Çelebi'nin saltanatının tamamlanması 824 (1421) yılına tarihlenir.

Vefasız Dünya

Saltanatın kapanışında söz vefaya döner: dünya kimseye vefa etmemiştir, gelen gider. İkinci beyit, hisarda katlı köşkler yapanların onları bırakıp gittiğini söyler; bu, bir imaret ve vakıf anlatısından hemen sonra gelince, yapılan hayratın bile sahibini dünyada tutmadığını hatırlatır. Üçüncü beyitte "Benem sultân, benem hakan" diyenlerin iddiası yalan bir dava olarak anılır. Dördüncü beyit tek bir istisna koyar: gelen geçer, konan göçer, ama duası kabul olan geçmez. Bu, imaret kuran hükümdarın asıl kalıcılığının hayır duasında olduğunu söyler; Âşıkpaşazâde'nin hanedana dua etmeyi kendi görevi saydığı düşünülürse, beyit yazarın kendi işine de bir gönderme taşır. Redif "-mamışdur/-memişdür": itmemişdür, gitmemişdür, yapmamışdur, gitmemişdür, geçmemişdür.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 429 (çeviriyazı metin, bâb 79).