Özgün Metin
Fikirlü tedbîrüñ ko takdîrde bak
Ki kudret göstere 'ilminden ol Hak
Okıyup añlamaduñ 'ilm-i Hak'dan
Fenâdan añladuñ mı ders ü sebak
Sen umduguñ bu kapuda bulınmaz
'Abesdür kapu kakduguñ o tak tak
Var İzmiroglı söz sazına uyma
Dimeyeler kaçan Mustafâ'ya bak
Günümüz Türkçesiyle
1. Düşünceli tedbirini bırak, takdire bak; Hak ilminden kudretini göstersin.
2. Okuyup da Hakk'ın ilminden anlamadın; fenadan bir ders, bir sebak anladın mı.
3. Senin umduğun bu kapıda bulunmaz; o kapıyı "tak tak" çalman boşunadır.
4. Git İzmiroğlu, söz sazına uyma; "Mustafa'ya bak, ne zaman kaçtı" demesinler.
Edebî ve Tarihî Yorum
Düzme ve Bayezid Paşa
Murad Bursa'da tahta oturduğu sırada Rumeli karışır; seksen ikinci bâbın konusu budur. Selanik'te "Ben Bâyezîd Han oglı Mustafâ'yam" diyen bir Düzme vardır. Vardar Yenicesi'ne yürür, Evrenez oğullarının bir kısmı yanına geçer; Siroz ve Edirne ona hisarını verir; bütün Rumeli ona döner. Anadolu'da beyler Bayezid Paşa'ya şöyle der: "Rumili'nüñ beglerbegisi sensin. Şimdiye degin balını sen yidüñ, arusın dahı sen söyündür." Bayezid Paşa Gelibolu'ya gelir, Rumeli'nin Mustafa'ya döndüğünü öğrenir, Edirne'ye varıp onun elini öper ve eski makamında bırakılır. Ardından İzmiroğlu Cüneyd Beg gelir ve ona vezirlik verilir. İzmiroğlu'nun tedbiriyle Rumeli'nin yayaları müsellem yapılır; azaplar çağrılır, Gelibolu'nun gemileri tahkim edilir. Sonra Edirne'den çıkılır, Sazlıdere'ye konulur ve "Bâyezîd Paşa'yı anda şehîd itdi"; niyetleri Bursa'ya varmaktır.
Amasyalı Bir Vezirin Sonu
Bu bâbda ölen Bayezid Paşa, Mehmed Çelebi'nin veziridir ve eserin vezirler bâbında Amasya'da imaret yaptıran kişi olarak anılır. Fetret yıllarında Amasya'da bulunan Mehmed Çelebi'nin yanından yetişmiş bu vezir, Düzme Mustafa'nın tarafına geçtikten sonra yine onun eliyle öldürülür. Hakkında sitede Amasyalı Bayezid Paşa sayfası vardır. Beyitler ise öldüreni hedef alır: İzmiroğlu Cüneyd'e "söz sazına uyma" diye seslenir. İlk iki beyit tedbire karşı takdiri öne çıkarır; üçüncü beyit umulan şeyin o kapıda bulunmadığını, kapıyı "tak tak" çalmanın boşuna olduğunu söyler. Dördüncü beyit, ileride Düzme Mustafa'nın kaçışı anlatılırken gerçekleşecek bir sonu önceden haber verir. Kafiyeyi "-ak" sesi taşır: bak, Hak, sebak, tak, bak.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 433 (çeviriyazı metin, bâb 82).






