Özgün Metin

Karındaş bil yalan dibi yakıncak
Fesâdı görinür togrı bakıncak
Yalandur sini ileden cahîme
Bilinür ol yalan dilden çıkıncak
Bilindi Düzme Mustafâ yalanı
Açıldı 'avratı İzmir kaçıncak
Yalana tanuk oldı İzmiroglı
Bilindi kuyrugın kısup kaçıncak

Günümüz Türkçesiyle

1. Kardeşim, bil ki yalanın dibi yakılınca, doğru bakınca fesadı görünür.

2. Yalandır seni cehenneme götüren; o yalan dilden çıkınca bilinir.

3. Düzme Mustafa'nın yalanı bilindi; İzmir(oğlu) kaçınca ayıbı açığa çıktı.

4. İzmiroğlu yalana tanık oldu; kuyruğunu kısıp kaçınca bilindi.

Edebî ve Tarihî Yorum

Elvan Çelebi Tekkesinden Ulubat'a

Düzme'nin üzerlerine geldiğini işiten Bursa'daki paşalar, İbrahim Paşa, Hacı İvaz Paşa ve Temürtaş'ın oğulları Umur, Oruç ve Ali, seksen üçüncü bâbda bir karar alır: Mihaloğlu Mehmed Beg'i Tokat hapsinden çıkarıp Sultan Murad'a getirecekler. Bu noktada yazar kendi hayatından kısa ama değerli bir kayıt düşer: "Geldi bizüm Elvan Çelebüm Tekyesi'ne ogradı. Ol vakt fakîri aldı bile gitdi." Tokat'tan Bursa'ya gelen Mihaloğlu, Amasya'ya bağlı Mecitözü'ndeki Elvan Çelebi tekkesine uğramış ve genç Âşıkpaşazâde'yi de yanına almıştır. Yazarın "bizüm Elvan Çelebüm" demesi, doğduğu köyle ve atası Elvan Çelebi'nin tekkesiyle bağını açıkça gösterir. Böylece Ulubat köprüsündeki olayları bizzat görmüş olur. Ulubat köprüsünü Murad kestirmiştir; Düzme köprünün öbür başına konar. Mihaloğlu su kenarına gelip Rumeli beylerine seslenir: "Bire Türk Turhan, bire hâyin" Kömlüoğlu'na, Evrenez oğullarına çağırır; Rumelili beyler su kenarına gelir. Hacı İvaz Paşa ise Düzme'ye sahte bir mektup yazar: Rumeli beyleri falan gece onu tutup ele vermek üzere anlaşmıştır. Mustafa mektuba inanıp kaçar, İzmiroğlu da kaçar; kaçmayan beyler Murad'ın elini öper. Hacı İvaz Paşa, İbrahim Paşa'nın "hepsini kırmak câyizdür" sözüne karşı çıkar. Tarih 825 (1422) olarak verilir.

Yalanın Dibi

"Karındaş" hitabıyla açılan öğüdün konusu yalandır. Yalanın dibi yakıldığında fesadı görünür; insanı cehenneme götüren yalandır ve dilden çıkınca bilinir. Son iki beyit bu genel hükmü iki kişiye uygular: Düzme Mustafa'nın yalanı bilinmiştir, İzmiroğlu ise "kuyrugın kısup" kaçınca yalana tanıklığı ortaya çıkmıştır. Hacı İvaz Paşa'nın sahte mektubu da bir yalandır; ama manzume bu ironiyi açıkça anmaz. Redif "-ıncak/-incek": yakıncak, bakıncak, çıkıncak, kaçıncak.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 435 (çeviriyazı metin, bâb 83-84).