Özgün Metin

Yalançı düzmelerüñ işi bitdi
Dili dönmez anı bir kişi tutdı
Didi bir hôr hakîr u kaltabansın
Buzagu ipini boynına takdı
Sürüp yayan getürdi han öñine
Anı begdür diyenler cümle bakdı
Didi bir sözüm var hana diyeyin
Hemân-dem cellâd agız yire kakdı
Kodılar bir niçe gün kim asıldı
Soñucı bir ışık delüge dıkdı

Günümüz Türkçesiyle

1. Yalancı düzmelerin işi bitti; dili dönmez, onu bir kişi yakaladı.

2. "Sen hor, hakir bir kaltabansın" dedi; boynuna buzağı ipini taktı.

3. Onu yaya sürüp hanın önüne getirdi; "Bey budur" diyenler hep baktı.

4. "Hana söyleyecek bir sözüm var" dedi; hemen cellat ağzını yere kaktı.

5. Bir kaç gün asılı bıraktılar; sonunda bir ışık (derviş) onu bir deliğe tıktı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Ece Ovası'ndan Geçiş

Gemiler karaya çekilmişken Murad'ın Rumeli'ye nasıl geçtiği seksen altıncı bâbda anlatılır. Gelibolu'nun amildarı, İbrahim Paşa'nın yetiştirmesi olan bir kişidir. Ece Ovası'nda bir kâfir gemisi bulunur; amildar, kâfirle iş yapıyormuş gibi on beş bin filoriye anlaşır ve Murad'ı kapı halkıyla Ece Ovası'na geçirmeyi kararlaştırır. Kumburun'dan bir adam geceleyin yüzerek karşıya geçer, İbrahim Paşa'nın çadırını bulup gemiyi haber verir. O gece sabaha kadar çok adam geçirilir, paşalar ve Murad da geçer. Mustafa, Murad'ın geçtiğini işitince savaşacakmış gibi yapar, ama Bolayır yolunu tutup gider. Gelibolu halkı Murad'ı saygıyla karşılar. Mustafa Edirne'ye varır; halk ona ilgi göstermez ve o Edirne'den de kaçar. Kızılağaç Yenicesi'nde yakalanır, Edirne'ye getirilir ve hisar burcundan asılır; halk toplu hâlde seyreder.

Bir Düzmenin Sonu

Nesrin birkaç cümlede geçtiği son, beş beyitte ayrıntılı bir sahneye dönüşür. Düzme bir kişi tarafından yakalanır; "hôr hakîr kaltaban" diye aşağılanır ve boynuna buzağı ipi takılır. Yaya olarak hanın önüne getirilir ve onu bey diye tanıyanlar ona bakakalır. Dördüncü beyit acı bir ayrıntı verir: Düzme hana söyleyecek bir sözü olduğunu söyler, ama cellat hemen ağzını yere kakar. Beşinci beyitte asılı bırakılan ceset, sonunda bir "ışık", yani gezgin bir derviş tarafından bir deliğe gömülür. Bu beyitlerde ne Mustafa'nın gerçek bir şehzade olup olmadığı tartışılır ne de cezanın ağırlığı sorgulanır; "düzme", sahte, sıfatı her şeyi önceden belirlemiştir. Redif "-dı/-di": bitdi, tutdı, takdı, bakdı, kakdı, dıkdı.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 437 (çeviriyazı metin, bâb 86).