Özgün Metin
Öñümde iki deryâ sed olupdur
Biri hayret birisi âb olupdur
Bu hayret yavlak aldı bini benden
Meded-gîrüm hemîn Allah olupdur
Murâd-bahşsın murâdın vir Murâd'uñ
Ümîdüm yâ İlâh saña kalupdur
Elin tut ben yetîmüñ yâ İlâhî
Dile maksûduñı Murâd olupdur
Günümüz Türkçesiyle
1. Önüme iki deniz set olmuştur; biri hayret, biri sudur.
2. Bu hayret beni benden almıştır; yardımcım yalnız Allah olmuştur.
3. Murat bağışlayansın, Murad'ın muradını ver; ey İlah, umudum sana kalmıştır.
4. Ben yetimin elinden tut, ya İlahî; dile maksudunu Murad (olarak) olmuştur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Lapseki'de Bir Bekleyiş
Kaçan Düzme Mustafa, seksen beşinci bâbda Biga suyuna gelir; geçemez, Biga kadısına çok filori verir ve kadı ona geçit gösterir. Beş on adamla geçer, bütün ağırlığını bırakmıştır. Üçüncü gün Gelibolu'ya ulaşır, orada ne kadar gemi varsa karaya çektirir ve hiçbir geminin karşıya geçmesini yasaklar, kıyıları da bekletir. Murad ardından gelir, Biga'ya varır; kadının Mustafa'ya geçit gösterdiğini öğrenince onu geçit başında boğazından astırır. Sonra Lapseki'ye iner ve konar. Gemiler karaya çekildiği için Rumeli'ye geçiş yolu kapanmıştır.
İki Deniz
Murad'ın ağzından söylenen dört beyit, bu çaresizliği bir niyaza çevirir. Önünde iki deniz vardır: biri gerçek su, yani Çanakkale Boğazı, öbürü hayret. Bu ikinci deniz, ne yapacağını bilemeyen bir hükümdarın şaşkınlığıdır ve onu kendinden almıştır. Üçüncü beyit adla oynar: Tanrı "murâd-bahş", murat bağışlayandır ve Murad'ın muradını vermesi istenir. Dördüncü beyitte Murad kendini "yetîm" diye anar; babası Mehmed Çelebi'nin ölümünden sonra yalnız kalmış genç bir hükümdarın sesi duyulur. Redif "olupdur", kafiye "sed, âb, Allah, kalupdur" ile kurulur. Beyitlerin Murad'ın gerçek sözleri olup olmadığı bilinmez; Âşıkpaşazâde bu tür niyazları sık sık hükümdarların ağzından verir ve eserde Kosova öncesi Murad Han'ın da benzer bir duası vardır.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 436 (çeviriyazı metin, bâb 85).






