Özgün Metin
Vezin: feilâtün feilâtün feilâtün feilün (remel). Remelin bu kolunu neşir belirtmez; teşhis bizimdir.
Ten-i bî-câna müjeñ hançeri kim câna geçer
Haste-i ‘ışka ecel şerbeti dermâna geçer
Görse ağyâr söger yüzüñe ‘âşık olana
Görüñ ol kâfiri kim dîn ile îmâna geçer
Hâr bakma dil-i vîrânuma ‘ışka nazar it
Gördügüñ genc-i nihân mahzen-i vîrâna geçer
Kûy-i dilberde figânuma ider ta‘n rakîb
Zâğ-ı nâ-sâzı görüñ murg-i hoş-elhâna geçer
Çok varup geldügüme kûyına dildâr dimiş
‘Avnî ‘âşık degül ise buradan ya ne geçer
Günümüz Türkçesiyle
1. Kirpiğinin hançeri cansız bedenime saplanınca bana can gibi gelir; aşk hastasına ecel şerbeti ilaç yerine geçer.
2. Rakip, senin yüzüne âşık olanı görse yüzüne söver; şu kâfire bakın ki dinli imanlı diye geçinir.
3. Yıkık gönlüme hor bakma, içindeki aşka bak; gördüğün gizli hazine viran bir mahzende bulunur.
4. Sevgilinin mahallesinde feryadımı rakip ayıplar; şu kötü sesli kargaya bakın, güzel ötüşlü kuşu çekiştirir (ya da kendini o kuşun yerine koyar).
5. Sevgili, mahallesine çok gidip geldiğimi görünce, "Avnî âşık değilse buradan niye geçer?" demiş.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
"Geçer" fiili Türkçede çok anlamlıdır ve gazel bu anlamların hemen hepsini sırayla kullanır: bir şeyin yerine geçmek, bir kimse olarak geçinmek, bir yerde bulunmak, birini çekiştirmek ve düz anlamıyla bir yerden geçip gitmek. Redifin her beyitte başka bir anlama bürünmesi gazelin asıl sanatıdır. Kafiye "câna, dermâna, îmâna, vîrâna, hoş-elhâna" kelimelerindeki "-âna" sesidir; maktada redif kafiyesiz bırakılmış, "ya ne geçer" sözü tek başına kapanışı taşır. Vezin remelin "feilâtün" ile başlayan kolu, remel-i mahbundur.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla aşkın tıbbını tersine çevirir. Divan şiirinde çelikten silahlar su verilerek keskinleştirildiği için "su" ile anılır; Doğan bunu hatırlatır, âşıkların sevgilinin hançeri ve okuyla yaralanmayı yüreklerinin ateşini söndürecek bir su gibi beklediğini söyler ve Fuzûlî'nin Su Kasidesi'nden bir beyit verir. Avnî'de kirpik hançeri bir ecel şerbetidir, ama aşk hastası için bu şerbet ilaçtır ve cansız bedene can verir.
İkinci beyitte rakip sevgilinin yüzüne âşık olanlara söver. Doğan'a göre "söger yüzüne" sözünün yan yana gelişi, akaid kitaplarında yüze ve göze sövmenin küfür sayılmasına bir göndermedir; bu yüzden rakip dindar geçinen bir kâfirdir. Üçüncü beyitte hazinelerin viranelerde saklandığı inancı işlenir. Âşığın yıkık gönlü bir viranedir ve içindeki aşk gizli bir hazinedir. Beyitte, Doğan'a göre, sûfîlerin kudsî hadis saydığı ama sahih hadis kitaplarında yer almayan "Ben gizli bir hazineydim, bilinmek istedim" sözüne de telmih vardır.
Dördüncü beyitte âşık güzel sesli kuşa, rakip "zâğ-ı nâ-sâz", yani çirkin sesli kargaya benzetilir. "Geçer" fiili burada iki türlü okunur: karga bülbülü çekiştirir, ya da karga kendini bülbül yerine koyar. Makta bir konuşma sahnesidir. Sevgili âşığın sık sık mahallesinden geçtiğini fark etmiş ve "Avnî âşık değilse buradan niye geçer?" demiştir. Doğan bu sözde bir sitemle birlikte yeni fark edilmiş bir durumun uyandırdığı gizli bir memnuniyet görür. Neşirde "ya ne geçer" diye basılan ibare "yana geçer" diye de okunabilir; o zaman mısra "Avnî âşık değilse buradan yana (başka yöne) geçer" ya da "aşkın ateşine dayanamayıp yanarak geçer" anlamını verir.
Kaynakça
- Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 10, s. 144-147 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 4a). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx
Çevrimiçi kaynaklar






