Özgün Metin

Vezin: fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün (remel). Neşirde ölçüye dair not yoktur; bu kalıp bizim okumamızdır.

Bâğda gül ruhlerüñdür verd-i hamrâdan murâd
Kâmetüñdür râstî-i serv-i dil-ârâdan murâd
‘Işk derdidür cihânda ‘âşıka maksûd olan
Vasl-ı dilberdür hemîn bu dâr-ı dünyâdan murâd
Dûd-ı âhumdur felekde ebr-i bârândan garaz
Eşk-i çeşmümdür eşigüñde Süreyyâdan murâd
Çün ecel sulh itdürür âhir nizâ‘ı kaldurur
Pes nedür dünyâ içün bu kurı gavgâdan murâd
Beyti bozarsuñ rakîbi anma şi‘rüñde sakın
‘Avnî dilber vasfıdur çün şi‘r ü inşâdan murâd

Günümüz Türkçesiyle

1. Bağdaki kırmızı gülden kastedilen senin gül yanaklarındır; gönül süsleyen servinin dikliğinden kastedilen de senin boyundur.

2. Dünyada âşığın arzuladığı şey aşk derdidir; bu dünya evinden murat da ancak sevgiliye kavuşmaktır.

3. Gökteki yağmur bulutlarından maksat ahımın dumanıdır; senin eşiğindeki Ülker yıldızlarından kastedilen de gözümün yaşıdır.

4. Madem ki ecel sonunda herkesi barıştırır ve çekişmeyi ortadan kaldırır, o hâlde dünya için bu boş kavgadan murat nedir?

5. Ey Avnî, şiirinde sakın rakibi anma, beyti (evi) bozarsın; çünkü şiirden ve süslü sözden murat sevgiliyi vasfetmektir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Her beyit bir şeyin aslında ne anlama geldiğini söyleyerek kapanır; redif "murâd", yani kastedilen, amaç, istenen şeydir. Gazel böylece bir sözlük gibi işler: gül yanak, servi boy, bulut ah, Ülker gözyaşı demektir. Kafiye "hamrâ, dil-ârâ, dünyâ, Süreyyâ, gavgâ, inşâ" kelimelerinin "-â" sesidir. Ölçü remeldir ve gazel beş beyitte tamamlanır.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla divan şiirinin bilinen iki benzetmesini tersinden kurar. Şair sevgilinin yanağını güle, boyunu serviye benzetmez; bağda gülden ve serviden söz edenlerin aslında sevgilinin yanağını ve boyunu kastettiğini söyler. Benzetilen ile benzeyenin yeri değişmiştir: güzelliğin aslı sevgilidedir, tabiat onun bir yansımasıdır. "Râstî" kelimesi servinin dikliğini anlatırken doğruluk anlamını da taşır.

İkinci beyit bu dünyadan muradın vuslat olduğunu söyler. Doğan beyti tasavvufun yaratılışı aşkla açıklayan anlayışına bağlar: insanın varlığa gelişi aşkla başlar, hayatın gayesi de ilahî vuslattır; bu yüzden âşık aşk derdini kendiliğinden ister. Fuzûlî'nin "Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb" beyti de, Doğan'ın karşılaştırmasıyla, aynı tavrı taşır. Üçüncü beyit göğü âşığın hâliyle açıklar: yağmur bulutları ahın göğe yükselen dumanı, Ülker kümesinin yıldızları da sevgilinin eşiğine dökülen yaşlardır. Doğan'ın yorumuyla eşik gökten yüce olduğu için oraya düşen gözyaşı yıldızlardan değerlidir.

Dördüncü beyit gazelin genel bir hikmet söyleyen tek beytidir: ölüm sonunda bütün kavgaları sona erdirir, dünya için çekişmek boşunadır. Hayatı seferlerle geçmiş bir hükümdarın kaleminden çıkan bu söz, beytin kendi bağlamında bir aşk gazelinin parçasıdır ve rakiple yapılan çekişmeye de dönüktür. Makta şiirin amacı üzerine bir ars poetica cümlesidir. Şiir ve inşâ sevgiliyi anlatmak içindir; rakibin adı şiire girerse beyit bozulur. "Beyt" hem iki mısralık şiir birimi hem ev demektir; Şair, Doğan'a göre, şeytan ve cin adının anıldığı evin uğursuzluğa uğradığı inancını hatırlatarak rakibin adının şiir evini yıkacağını söyler.

Kaynakça

  • Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 8, s. 134-136 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 3b). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx

Çevrimiçi kaynaklar