Özgün Metin
Vezin: feilâtün feilâtün feilâtün feilün (remel). Neşirde vezin yazılmaz; remelin bu kolunu biz teşhis ettik.
Görüñ ol gonca-lebi kim nice ra‘nâ olmış
Bir nihâl idi kadi serv-i dil-ârâ olmış
Kâm-ı cân istedügi lezzeti sordum bildüm
Hân-ı hüsninde lebi şehdi müheyyâ olmış
Halk-ı ‘âlem ki hilâli gözedür illâ ben
Kaşların seyr iderem özge temâşâ olmış
Yalıñuz ben degülem gülşen-i kûyında hezâr
Gül yüzi yâdına bülbül dahi şeydâ olmış
‘Avnîyâ şehd-i lebin göreli hayrân oldum
Nice nâzik nice ter sükker-i helvâ olmış
Günümüz Türkçesiyle
1. Görün o gonca dudaklıyı, ne kadar alımlı olmuş; bir fidandı, boyu gönül süsleyen bir servi olmuş.
2. Canın damağının istediği lezzeti sordum (ya da emdim) ve anladım: güzelliğinin sofrasında dudağının balı hazır olmuş.
3. Dünya halkı hilali gözler, ama ben kaşlarını seyrederim; bambaşka bir seyir olmuş.
4. Onun mahallesinin gül bahçesinde inleyen yalnız ben değilim; gül yüzünü anarak bülbül de çılgına dönmüş.
5. Ey Avnî, dudağının balını göreli hayran oldum; ne ince, ne taze bir şeker helvası olmuş.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazelin matlaı bir büyüme haberidir: sevgili fidan iken servi olmuştur. "Olmış" redifi, otuz birinci gazeldeki gibi, burada da gerçekleşmiş değişimleri sıralar. Kafiye "ra'nâ, dil-ârâ, müheyyâ, temâşâ, şeydâ, helvâ" kelimelerinin "-â" sesine dayanır. Ölçü, "feilâtün feilâtün feilâtün feilün" kalıbıyla remelin mahbun koludur.
Anlam ve Söz Sanatları
Matlada sevgilinin boyu bir fidandan serviye dönüşmüştür; "dil-ârâ" (gönül süsleyen) sıfatı serviye eklenince ağacın bahçeyi süslemesi ile sevgilinin gönlü süslemesi birleşir. İkinci beyitte bir sofra kurulur: güzellik bir yemek sofrasıdır, dudağın balı orada hazırdır. Doğan'a göre "sordum" fiili "emdim" anlamına da gelir; âşık dudağın lezzetini hem sormuş hem tatmıştır.
Üçüncü beyit Ramazan âdetine dayanır. Ramazanın bitişi ve bayramın başlangıcı ufukta hilalin görülmesiyle belirlenir; herkes bu hilali gözler. Âşık ise sevgilinin hilal biçimli kaşlarını seyreder ve bu seyrin bambaşka bir âlem olduğunu söyler. Yirmi üçüncü gazelde kaş bayram hilali, ayrılık Ramazan idi; burada aynı benzetme kısa ve sade bir sahneye dönüşür. Dördüncü beyitte âşık yalnız değildir: sevgilinin mahallesi bir gül bahçesidir ve orada bülbül de gül yüzün arzusuyla çılgına dönmüştür.
Makta tat imgesini sürdürür: dudağın balı bir şeker helvasıdır, "nâzik" ve "ter", yani ince ve taze. Şerh burada da yüzeyin altına iner. "Hayrân olmak" esrar sarhoşu olmak anlamına da gelir ve esrarın bir adının "leb-i dilber" (dilber dudağı) olduğu bilinir; "hayrân" ile "sükker" (şeker) kelimelerinin birlikte kullanılması, esrar içenlerin tatlı isteğine bir telmih olabilir. Yirmi dokuzuncu gazelde de aynı çağrışımları gösteren Doğan'ın bu okuması, beytin yüzeyindeki tatlı ve masum övgüye gizli bir şaka ekler.
Kaynakça
- Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 32, s. 273-274 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 10b). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx
Çevrimiçi kaynaklar






