Özgün Metin

Vezin: fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün (remel). Altı şart beytinin ölçüsünü neşir vermiyor; kalıp bizim tespitimizdir.

Ağlasa ‘âşık belâ-yı hecr ile nâlân olup
Gözlerinden akan anuñ yaş yirine kan olup
Geh cefâ kûhı gubârından urınsa kisveti
Geh belâ vâdîsini geşt eylese ‘üryân olup
Her ne deñlü cevrler görse vefâlar eylese
Her ne deñlü gülseler hâline ol giryân olup
Gam beyâbânına her gün eylese seyr ü sefer
Her gice mihnet-serây-i fürkate mihmân olup
Râz-ı ‘ışkı âşikâr itmege tâkat bulmasa
Sînesinde nâvek-i dil-dûzlar pinhân olup
Dilberinden rahm eger olmasa ol dil-hasteye
Kimseler derdine dermân idemez imkân olup
Virseler mülk-i cihânuñ tâc u tahtı devletin
‘Avnî kûyuñ terkin itmez başına sultân olup

Günümüz Türkçesiyle

1. Âşık ayrılık belasıyla inleyip ağlasa, gözlerinden yaş yerine kan aksa;

2. Kimi zaman cefa dağının tozundan kendine elbise giyse, kimi zaman çırılçıplak kalıp bela vadisini dolaşsa;

3. Ne kadar eziyet görse vefa gösterse, hâline ne kadar gülseler o ağlasa;

4. Her gün gam çölünde yol alsa, her gece ayrılığın çile sarayına konuk olsa;

5. Göğsünde gönül delen oklar gizli dursa da aşkın sırrını açığa vurmaya gücü yetmese;

6. Eğer sevgilisi o gönlü yaralıya acımazsa, hiç kimse, imkân bulsa bile, onun derdine derman olamaz.

7. Avnî'ye dünya mülkünün taç ve tahtını, devletini verseler, kendi başına bir sultan olarak senin mahalleni yine bırakmaz.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazelin en belirgin özelliği söz dizimidir. Doğan'ın gösterdiği gibi ilk beş beyit, "ağlasa", "urınsa", "geşt eylese", "bulmasa" gibi şart kipindeki fiillerle sıralanan şartlardan oluşur ve cümle ancak altıncı beytin sonunda, "kimseler derdine dermân idemez" hükmüyle tamamlanır. Divan şiirinde her beytin kendi içinde bitmesi beklenir; beyitleri birbirine bağlayan bu uzun cümle, okuru sonuna kadar bekletir ve âşığın çilelerini art arda yığarak bir sabır sınavına çevirir. Redif "olup", kafiye "nâlân, kan, 'üryân, giryân, mihmân, pinhân, imkân, sultân" kelimelerindeki "-ân" sesidir.

Gazel Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki Avnî maddesinde şairin şiirinden örnek olarak seçilmiştir. Âşığın hâlinin üçüncü şahısla anlatılması ("âşık ağlasa…") gazele bir hikâye havası verir; ancak maktada konuşan "Avnî"dir ve "kûyuñ" (senin mahallen) sözüyle hitap birden sevgiliye döner.

Anlam ve Söz Sanatları

Şartların her biri aşk şiirinin bilinen bir sahnesidir. İkinci beyitte cefa dağının tozundan elbise giymek ile bela vadisinde çıplak dolaşmak, Mecnun'un çölde soyunup dolaştığı hikâyeyi hatırlatır; Doğan da parantez içinde Mecnun'u anar. "Dağ", "vadi" ve dördüncü beyitteki "gam beyâbânı" (gam çölü) bir yolculuk coğrafyası kurar; âşık gündüz çölde yol alır, gece ayrılığın "mihnet-serâyı"na, çile sarayına konaklar. Üçüncü beyit iki karşıtlığı yan yana koyar: cevr ile vefa, gülmek ile ağlamak. Beşinci beyitte göğse gizlice saplanan "nâvek-i dil-dûz", gönlü delip geçen kısa oklardır; aşkın sırrı bu okların arasında saklı kalır.

Maktada şart zincirinin karşılığı ortaya çıkar. Avnî'ye dünyanın bütün taç ve tahtını verseler bile sevgilinin mahallesini bırakmaz. Doğan'ın yorumunda âşık, sevgilinin sokağında bir dilenci gibi dolaşmayı kendi başına buyruk bir sultanlık sayar. "Başına sultân olmak" deyimi hem kendi başına buyruk olmayı hem de bir başın sultanı olmayı çağrıştırır. Bu beyti yazan kişinin gerçekten bir dünya hükümdarı olması, mazmuna şiirin kendi sınırlarını aşan bir yankı verir; aynı tercih başka bir şairin kaleminde yalnız bir mübalağa olarak kalırdı.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar