Özgün Metin

Vezin: fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün (remel; kalıp neşirde yok, "saña" redifli mısraları biz ölçtük)

Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânum saña
Âşikâr olurdı gâlib râz-ı pinhânum saña
Mesned-i hüsn üzre sen ben hâk-i rehde pây-mâl
Mûr hâlin niçe ‘arz ide Süleymânum saña
Şem‘i gör kim meclisüñde ağlayup başdan çıkar
Hoş yanar yakılur ey şem‘-i şebistânum saña
Subh gibi sâdık olduğum reh-i ‘ışkuñda ben
Gün gibi rûşen-durur ey mâh-ı tâbânum saña
Dün rakîbüñ cevrini men‘ eyledüñ ben hasteden
Eyledi te’sîr gûyâ âh ü efgânum saña
Zahm-ı hicrân şerhi çün mümkin degüldür dostum
Sîne-çâkinden haber virsün girîbânum saña
Eyleme göñlin gözin cevr ile ‘Avnî’nüñ harâb
Dürr [ü] gevherler virür bu bahr ile kânum saña

Günümüz Türkçesiyle

1. (Ey sevgili,) yaşlı gözüm içimdeki derdi döküp ağlasaydı, gizli sırrım sana kesinlikle açığa çıkardı.

2. Sen güzellik tahtında oturuyorsun, ben ise yol toprağında ayaklar altındayım; ey benim Süleyman'ım, karınca hâlini sana nasıl arz etsin?

3. Ey gecelerimi aydınlatan mum, şu muma bak: meclisinde ağlayıp kendinden geçerek senin için ne güzel yanıp tutuşuyor.

4. Ey parlak ayım, aşkının yolunda sabah gibi sadık (subh-ı sâdık gibi gerçek) olduğum sana gün gibi açıktır.

5. Dün rakibin bana ettiği eziyeti, ben hastadan uzak tuttun; anlaşılan ahım ve feryadım sana etki etmiş.

6. Dostum, ayrılık yarasını anlatmak mümkün olmadığından, yırtık yakam göğsümün nasıl parçalandığını sana haber versin.

7. Avnî'nin gönlünü ve gözünü eziyetle yıkma; çünkü bu deniz (gözüm) ve bu maden (gönlüm) sana inciler ve mücevherler verir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Sevgiliye seslenen "saña" redifi yedi beytin hepsini aynı kelimeyle kapatır. Redifin önündeki kafiye "giryânum, pinhânum, Süleymânum, şebistânum, tâbânum, efgânum, girîbânum, kânum" kelimelerindeki "-ânum" hecesidir; birinci tekil şahıs iyelik eki sevgiliye karşı konuşan "ben"in sesini her beyitte yineler. Remel bahrinin dörder tefilelik akıcı kalıbı, bir dert anlatmanın ritmine uyar.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ana sorusu dertten çok anlatma imkânıdır: âşık içindekini sevgiliye nasıl duyuracak? Matlada cevap gözyaşıdır; Doğan'a göre "ağlamak" burada yaş dökmekten çok içteki derdi dışa vurmak demektir. İkinci beyit aynı soruyu bir kıssayla sorar. Kur'an'ın Neml suresinde Süleyman'ın ordusu yaklaşırken karıncaların beyi ötekilere yuvalarına girmelerini söyler, Süleyman da onun sözünü işitip gülümser. Avnî sevgiliyi ihtişamı ve kudreti içinde bir Süleyman'a, kendini yol toprağında ezilmek üzere olan bir karıncaya benzetir. Kıssada karıncanın sesi Süleyman'a ulaşmıştır; beyitte ise karınca sesini duyurmanın yolunu aramaktadır.

Üçüncü beyitteki mum, divan şiirinin sevilen bir imgesidir. Göze benzeyen alevi ve dibinden damla damla akan yağıyla mum, meclisi aydınlatırken ağlayıp tükenen âşığın bir aynasıdır. Sevgiliye "şem'-i şebistân" (gece odasının mumu) diye seslenilmesi, iki mumu yan yana getirir: biri sevgilinin ışığı, öteki onun uğruna yanan mumdur.

Dördüncü beyitte "subh" kelimesi bir tabiat bilgisini taşır. Fecirden önce ufuk kısa bir süre ağarır ve kararır, buna yalancı sabah (subh-ı kâzib) denir; ardından gelen gerçek ağarma güneşi getirir ve "subh-ı sâdık" adını alır. Âşık sadakatini bu gerçek sabaha benzetir, onu da "gün gibi" açık sayar: sabah, gün ve ay aynı beyitte tenasüp kurar. Beşinci beyit gazeldeki tek umut anıdır; sevgili dün rakibi durdurmuş, yani âşığın feryadı ona ulaşmıştır. Altıncı beyit anlatma sorununa son bir cevap verir: ayrılık yarası söze sığmaz, onu ancak acıyla yırtılmış yaka gösterebilir. "Şerh" kelimesi hem açıklama hem yarık anlamına gelir; yırtık yaka bir şerh, yani bir açıklama olur. Maktada göz denize, gönül madene benzetilir; gözden inci gibi yaşlar, kan dolu gönülden lâl gibi mücevherler çıkar. Avnî bu servetin harap edilmemesini ister.

Kaynakça

  • Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 2, s. 99-101 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 1b). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx

Çevrimiçi kaynaklar