Özgün Metin
Vezin: fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün (remel). Neşirde ölçü notu bulunmaz; kalıbı heceleri sayarak biz bulduk.
Gül yüzüñ rengiyle gül cânına bî-dâd eyledüñ
Kaddüñe serv[i] kul itdüñ yine âzâd eyledüñ
Dâne-i hâl ile hüsnüñ hırmenin zeyn ideli
Cân ile dil hâsılını cümle ber-bâd eyledüñ
Tîğ çekdüñ şâd oldum âharı katl eyledüñ
Gayrı şâd itdüñ velî bu şâdı nâ-şâd eyledüñ
Dir imişsin ‘âşıka cevr eylemek hûyum-durur
‘Işkuñı ‘âşıklar içre baña isnâd eyledüñ
‘Avnîyâ dîvânelikden gam yime şimden girü
Çünki ‘âşık olalı meyl-i perî-zâd eyledüñ
Günümüz Türkçesiyle
1. Gül yüzünün rengiyle gülün canına zulmettin; serviyi boyuna kul ettin, sonra yine azat ettin.
2. Güzelliğinin harmanını ben tanesiyle süsleyeli, canın ve gönlün ürününü bütünüyle savurup yok ettin.
3. Kılıç çektin, sevindim; başkasını öldürdün. Başkasını sevindirdin, ama bu sevinçliyi sevinçsiz ettin.
4. "Âşığa eziyet etmek huyumdur" dermişsin; (bu kadar) âşık içinde aşkını bana nispet ettin.
5. Ey Avnî, bundan böyle divanelikten gam yeme; çünkü âşık olalı peri soylu bir güzele gönül verdin.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Otuz sekizinci gazel gibi bu da "eyledüñ" redifiyle sevgiliye yönelmiş bir hesap sorma şiiridir. Kafiye "bî-dâd, âzâd, ber-bâd, nâ-şâd, isnâd, perî-zâd" kelimelerinin "-âd" sesindedir. Vezin, o gazelde olduğu gibi remeldir. Birinci beyitteki "serv[i]" kelimesinin son harfi neşirde köşeli ayraçla tamamlanmıştır.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla iki hüsnütalil içerir. Sevgilinin yanağının kırmızılığı gülü kıskandırmış, onun canını yakmıştır; gülün çok yapraklı ve parçalı görünüşü, Doğan'a göre, yaralı bir kalbin hâlini yansıtır. İkinci mısrada servinin "serv-i âzâd", hür servi diye anılmasına yeni bir sebep bulunur: sevgili onu önce boyuna kul etmiş, sonra azat etmiştir. Doğan servinin bu adı başka sebeplerle, dağ başında tek başına bitmesinden ya da meyveden azade olmasından aldığını da hatırlatır.
İkinci beyit bir köy manzarası kurar. Güzellik bir harmandır, siyah benler de bu harmanı süsleyen iri buğday taneleridir. Âşığın canı ve gönlü bu harmanın ürünüdür, ama benlerin yanında saman gibi değersiz kalır ve rüzgârla savrulur. Üçüncü beyit küçük bir dram anlatır. Sevgili kılıcını çekince âşık sevinmiştir, çünkü divan âşığı gamze kılıcıyla yaralanmak, ölmek ister. Ama sevgili başkasını öldürmüş, böylece yabancıları sevindirip âşığı sevinçsiz bırakmıştır. Doğan bu düşünceyi divanın onuncu, on dokuzuncu ve altmış beşinci gazellerindeki benzer beyitlerle birlikte okur.
Dördüncü beyitte sitem ile minnet iç içedir. Sevgili "âşığa eziyet etmek huyumdur" demiştir; âşık bundan, bu kadar âşık arasında yalnız kendisine eziyet edildiğine göre sevgilinin aşkını ona nispet ettiği, yani onu âşığı saydığı sonucunu çıkarır. Makta peri inancına dayanır. Perilerin, çıplak gözle görülmeyen cinlerin dişileri olarak güzel insan suretine girip insanları kendilerine âşık ettiğine inanılırdı; periye tutulan kişi de "cinnet" getirmiş, delirmiş sayılırdı. Avnî kendine, peri soylu bir güzele âşık olduğuna göre artık divanelik suçlamasından tasalanmamasını söyler.
Kaynakça
- Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 40, s. 318-321 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 13a). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx
Çevrimiçi kaynaklar






