Özgün Metin
Vezin: fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün (remel). Kalıbı neşir değil, biz belirledik.
Ey perî hüsn ile çün germ oldı bâzâruñ senüñ
Âfitâb ü mâh oldılar harîdâruñ senüñ
Bozdı yüzini mehüñ zülf ile lutf-ı ‘ârızuñ
Âfitâba âteş urdı tâb-ı ruhsâruñ senüñ
Cûybâr etrâfını seyr eyledikçe serv eger
Başı aşağa olurdı görse reftâruñ senüñ
Çeşm-i şehlâñı görelden bâğda ey serv-i nâz
Başı ditrer nergisüñ kim oldı bîmâruñ senüñ
Cânlar alur revân itseñ hırâmân kâmetüñ
‘Avnîye cân virür ammâ lutf-ı güftâruñ senüñ
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey peri, güzelliğinle pazarın kızışınca güneş ile ay senin alıcın oldular.
2. Zülfünle yanağının güzelliği ayın yüzünü ekşitti; yanağının parıltısı güneşe ateş vurdu.
3. Servi ırmak kenarını seyrettikçe eğer senin yürüyüşünü görse (utancından) başı aşağı olurdu.
4. Ey nazlı servi, nergis bahçede senin şehlâ gözünü göreli başı titrer, çünkü senin hastan oldu.
5. Salınan boyunla yola düşsen canlar alır; ama sözünün lütfu Avnî'ye can verir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazelin hemen her beyti bir tabiat olayına güzel bir sebep bulur; gazel, divanın hüsnütalil örnekleri bakımından en yoğun şiirlerinden biridir. Redif "senüñ", kafiye "bâzâruñ, harîdâruñ, ruhsâruñ, reftâruñ, bîmâruñ, güftâruñ" kelimelerindeki "-âruñ" sesidir. Üçüncü beyitteki "reftâruñ" (yürüyüşün) kelimesi Ali Emîrî'nin kopyasından alınmıştır. Beyitler remelin dört tefileli kalıbındadır.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bir pazar sahnesidir. Sevgilinin güzelliği pazarı kızıştırmış, güneş ve ay bile onun vuslat malının alıcısı olmuştur. Divan şiirinde güneş altın, ay gümüş paraya benzetilir; Doğan'ın hatırlattığı bu benzetmeyle müşterilerin kendileri de birer para olur ve abartmaya bir iham-ı tenasüp eklenir.
İkinci beyitte iki gök cisminin görünüşü kıskançlıkla açıklanır. Dolunayın yüzündeki lekeler onu kaşları çatılmış, suratı asık bir insana benzetir; "yüz bozmak" surat asmak demektir. Ay bu hâle sevgilinin zülfüne ve yanağına kıskandığı için gelmiştir. Güneşin kızgın bir ateş topu olması da sevgilinin parlak yanağını kıskanıp yanmasındandır. Üçüncü beyitte ırmak kenarındaki servilerin suya baş aşağı yansıması, sevgilinin salınarak yürüyüşü karşısında utanıp başlarını eğmeleri diye yorumlanır. Dördüncü beyitte göze benzeyen nergisin rüzgârda sallanması, sevgilinin şehlâ gözlerine kıskançlıktan hasta düşüp başının titremesine bağlanır. "Bîmâr" kelimesi hem hasta hem baygın bakışlı göz anlamıyla nergise uygun düşer.
Makta ölüm ile dirilişi karşılaştırır. Sevgilinin salınan boyu yola düşünce gören âşıkların canını alır; ama onun ince ve lütufkâr bir sözü Avnî'ye yeniden can verir. Doğan, yok denecek kadar küçük ağzından can veren sözler çıkan sevgilinin divan şiirinde İsa'ya benzetildiğini ve "İsa nefesli" diye anıldığını belirtir; beyitte bu benzetme açıkça söylenmeden işler.
Kaynakça
- Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 42, s. 332-334 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 13b). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx
Çevrimiçi kaynaklar






