Özgün Metin

Vezin: fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün (remel). Neşir bahir adı vermiyor; buradaki tespit bize aittir.

Gül yüzüñ şevkiyle kim dolmış-durur hûnîn göñül
Bir akarsudur kim üstinde revândur berg-i gül
Dir görenler devr-i hüsnüñde ne yaraşmış senüñ
Gözlerüñ mesti öñinde iki tâze deste gül
Devr-i hüsnüñde lebüñdür yüzüñe revnak viren
Hâlet-efzâdur belî dilber yüzinde tâb-ı mül
Saltanat tâcına baş egmez kabûl itmez serîr
Saña biñ cân ile kuldur özge sultândur göñül
‘Avnî bir sayd-ı za‘îfüñdür bu gün ‘âlemde kim
Muhkem it zencîr-i zülfüñden anuñ boynına gull

Günümüz Türkçesiyle

1. Gül yüzünün arzusuyla kanla dolan gönül, üstünde gül yaprağı akan bir ırmaktır.

2. Görenler der ki: güzelliğinin devrinde (kadehinde) sarhoş gözlerinin önünde iki taze deste gül ne yakışmış.

3. Güzelliğinin devrinde yüzüne parıltı veren dudağındır; evet, güzelin yüzünde şarabın parıltısı neşe artırır.

4. Gönül saltanat tacına baş eğmez, taht kabul etmez; sana bin canla kuldur, başka bir sultandır.

5. Avnî bugün dünyada senin zayıf bir avındır; zülfünün zincirinden onun boynuna sağlam bir halka geçir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gül ve şarap kelimeleri gazelin dokusunu belirler: ilk üç beyit kanlı gönülden kadehe, kadehten yanağa uzanan bir kırmızılar dizisidir. Remelle yazılmış beş beyitte redif bulunmaz; kafiye "göñül, gül, gül, mül, göñül, gull" kelimelerinin "-ül" sesine dayanır ve matladaki "göñül" kelimesi dördüncü beyitte, "gül" kelimesi de ikinci beyitte kafiye olarak tekrar edilir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matlada gönül, sevgilinin gül yüzüne duyduğu özlemle kana boyanmış bir ırmaktır; o gönülde yaşayan yüz hayali de ırmağın üstünde akan bir gül yaprağıdır. İkinci beyitte "devr" kelimesi devir, çağ anlamının yanında şarap kadehi demektir. Doğan bu anlamla, içki meclislerinde şarap dolu kadehe gül ya da gül yaprağı koyma âdetini hatırlatır: sevgilinin yüzü bir kadeh, iki yanağı da o kadehe konmuş iki deste taze güldür. "Gözlerinin mesti" sözü bu kadeh sahnesine sarhoşluğu da ekler.

Üçüncü beyit bilinen bir hükmü söyler: güzelin yüzüne parıltıyı dudağı verir, şarabın parıltısı da güzelin yüzünde neşe artırır. Doğan beyitte bir oyun daha görür: "devr-i hüsn", "revnak", "hâlet-efzâ", "dilber yüzü" ve "tâb-ı mül" ibareleri aynı zamanda lale adlarıdır. Osmanlı bahçeciliğinde lale çeşitlerine böyle şiirli adlar verilirdi; beyit böylece bir şarap ve güzellik övgüsünün altına bir lale listesi gizler.

Dördüncü beyit divanın saltanat ile aşkı karşılaştıran beyitlerinin en açık olanlarındandır. Gönül sevgiliye bin canla kul olduğu için bambaşka bir sultanlığa ermiştir; artık hiçbir saltanat tacına baş eğmez, hiçbir tahtı kabul etmez. Bu sözlerin bir tahtın sahibinden gelmesi, aşkın kulluğunu dünya saltanatının üstüne koyar. Son beyitte söz ava döner: Avnî sevgilinin zayıf bir avıdır ve sevgiliden, kaçamasın diye boynuna zülfünün zincirinden sağlam bir halka geçirmesini ister; "gull" boyna geçirilen demir halka, bukağı demektir.

Kaynakça

  • Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 45, s. 350-351 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 14b). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx

Çevrimiçi kaynaklar