Özgün Metin

Vezin: fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün (remel). Kalıp adı şerhte geçmez; remel olduğunu mısraları ölçerek biz saptadık.

Dimezem vuslat ümîdiyle beni şâd eylegil
Râzıyam cevr ü cefâ kılmağ içün yâd eylegil
Ger sanevber hizmet-i kaddüñde kıldıysa hilâf
Serv kaddüñçün çevir başuñdan âzâd eylegil
Cevr içinde cân virmekdür murâdum çün benüm
Ey rakîb ol yâra gayri san‘at irşâd eylegil
Âteş-i gamla gubâruñ yele virse ol sanem
Seyl-i eşküñle revân ol hâki âbâd eylegil
Çün felekden ‘Avnîyâ gamdur irişen âh ile
Bu perîşân-hatt olan evrâkı ber-bâd eylegil

Günümüz Türkçesiyle

1. "Vuslat umuduyla beni sevindir" demem; cevr ve cefa etmek için de olsa beni an, buna razıyım.

2. Eğer çam ağacı boyunun hizmetinde kusur ettiyse, servi boyun hatırı için onu başından çevir ve azat et.

3. Benim muradım zaten cevir içinde can vermektir; ey rakip, o sevgiliye başka bir yol öğret.

4. O put (sevgili) gam ateşiyle tozunu yele verirse, gözyaşının seliyle akıp o toprağı bayındır et.

5. Ey Avnî, felekten ah ile sana ulaşan gamdır; bu karmakarışık yazılı sayfaları rüzgâra savur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Redif "eylegil", "eyle" fiilinin eski Türkçedeki kuvvetli emir biçimidir; her beyit birine bir şey yapmasını söyler. Hitap beyitten beyite değişir: önce sevgili, sonra yine sevgili, ardından rakip, sonra âşığın kendisi. Kafiye "şâd, yâd, âzâd, irşâd, âbâd, ber-bâd" kelimelerinin "-âd" sesindedir ve beyitler remelin dört tef'ileli uzun kalıbında akar.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla divan âşığının en alçakgönüllü dileğidir: vuslat istemez, sevgili onu eziyet etmek için bile hatırlasa razıdır. İkinci beyit, Doğan'ın uzun uzun açıkladığı bir deyim ve âdete dayanır. "Başından çevirmek", eski Türklerde kuşlar azat edilirken ya da sadaka verilirken o şeyin kişinin başı üzerinde birkaç kez döndürülmesi âdetinden gelir ve hayrın, sevabın kişinin kendisine yönelmesi anlamını taşır. Çam ağacı (sanevber) sevgilinin boyuna hizmette kusur etmişse, sevgili servi boyunun hatırı için onu başından çevirip azat etmelidir. Doğan aynı deyimi kullanan Tâcîzâde Câfer Çelebi, Mesîhî ve Sun'î beyitlerini de örnek gösterir.

Üçüncü beyit rakibe beklenmedik bir öğüt verir. Âşık zaten sevgili yolunda eziyet içinde can vermeyi istemektedir; eğer sevgili onu gerçekten helak etmek istiyorsa, rakip ona başka bir yol öğretmelidir. Doğan beytin arkasındaki düşünceyi şöyle açıklar: âşığı asıl helak eden eziyet değil, sevgilinin ilgisizliği ve başkalarına gösterdiği lütuftur.

Dördüncü beyitte âşığın bedeni gam ateşiyle kavrulmuş topraktır; gözyaşının seli bu toprağa yeniden hayat verir. Doğan beyitte "sanem", "revân" ve toprağın imarı kelimeleri üzerinden ölü toprağın suyla dirilişini anlatan Kur'an ayetlerine ve topraktan kuş yapıp ona can veren İsa'nın mucizesine telmih görür. Avnî'nin son beytinde ise göğe yükselen ah bir mektuba dönüşür. Felekten âşığa gelen yalnızca gamdır; âşık da sineden kara duman hâlinde döne döne yükselen ahını, karmakarışık yazılarla dolu ve rüzgârda uçuşan sayfalar gibi feleğe gönderir.

Kaynakça

  • Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 44, s. 342-345 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 14a). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx

Çevrimiçi kaynaklar