Özgün Metin

Vezin: fâilâtün feilâtün feilâtün feilün (remel). Bentlerin kalıbını neşir göstermez; mahbun remel tespiti bizimdir.

Sevdüñ ol dilberi söz eslemedüñ vây göñül
Eyledüñ kend’özüñi ‘âleme rüsvây göñül
Saña cevr eylemede kılmaz o pervây göñül
Cevre sabr eyleyemezsen ni’deyin hây göñül
Göñül eyvây göñül vây göñül eyvây göñül
Çâk olan dest-i cefâ-y-ile girîbânuñdur
İlişen hâr-ı gam u mihnete dâmânuñdur
Dökilen yire belâ tîği-y-ile kanuñdur
Her dem ağıza gelen mihnet ile cânuñdur
Göñül eyvây göñül vây göñül eyvây göñül
Tâli‘üñ yüzi gülüp olmadı handân n’ideyin
Yüregüñ derdine bulınmadı dermân n’ideyin
Kasduña yâr çeker hançer-i bürrân n’ideyin
Virisersin bu gam u mihnet ile cân n’ideyin
Göñül eyvây göñül vây göñül eyvây göñül
‘Işk-ı dildâr ile niçe idesen nâle vü zâr
Eyledüñ sabr ü karârı bu hevâlarda nisâr
Zülfi sevdâsı ider ‘âlemi çün başuña dâr
Fâyide ne tutalum eyleyesen terk-i diyâr
Göñül eyvây göñül vây göñül eyvây göñül
Vasl-ı dilberle nasîb olmadı dil-şâd olmak
Dest-i cevr ile yıkılan dilüñ âbâd olmak
Dâm-ı gamdan dil ü cân bülbüli âzâd olmak
Niçeye dek işüñ efgân ile feryâd olmak
Göñül eyvây göñül vây göñül eyvây göñül
Çünki dildâr niyâzuñ görüben nâz eyler
Nâleñi işidicek şîveye âgâz eyler
Bezm-i gamda kadüñi çeng yüzüñ sâz eyler
Nâlişüñ perdesini Zühreye dem-sâz eyler
Göñül eyvây göñül vây göñül eyvây göñül
Bilmedüm derd-i dilüñ ölmek imiş dermânı
Öleyin derd ile tek görmeyeyin hicrânı
Mihnet ü derd ü gama olmağiçün erzânî
‘Avnîyâ sencileyin mihnet ü gam-keş kanı
Göñül eyvây göñül vây göñül eyvây göñül

Günümüz Türkçesiyle

1. Söz dinlemedin, o dilberi sevdin, vay gönül; kendini dünyaya rezil ettin, gönül. O sana eziyet etmekten hiç çekinmez, gönül; sen ise cevre sabredemezsen ne yapayım, hey gönül. Gönül, eyvah gönül, vay gönül, eyvah gönül.

2. Cefa eliyle yırtılan senin yakandır; gam ve mihnet dikenine takılan senin eteğindir; bela kılıcıyla yere dökülen senin kanındır; her an sıkıntıyla ağza gelen senin canındır. Gönül, eyvah gönül, vay gönül, eyvah gönül.

3. Talihin yüzü gülüp de sevinmedi, ne yapayım; yüreğinin derdine derman bulunmadı, ne yapayım; sevgili seni öldürmek için keskin hançer çeker, ne yapayım; bu gam ve sıkıntıyla canını vereceksin, ne yapayım. Gönül, eyvah gönül, vay gönül, eyvah gönül.

4. Sevgilinin aşkıyla daha ne kadar inleyip ağlayacaksın? Sabrını ve kararını bu heveslerde saçıp savurdun. Zülfünün sevdası dünyayı başına dar ettiğine göre, yurdunu bırakıp gitsen ne fayda edeceğiz? Gönül, eyvah gönül, vay gönül, eyvah gönül.

5. Sevgilinin vuslatıyla gönül şenliği sana nasip olmadı; cevir eliyle yıkılan gönlün bayındır olması, gönül ve can bülbülünün gam tuzağından kurtulması da nasip olmadı. İşin daha ne zamana kadar figan ve feryat olacak? Gönül, eyvah gönül, vay gönül, eyvah gönül.

6. Çünkü sevgili yalvarışını görünce naz eder, inleyişini işitince işveye başlar; gam meclisinde boyunu çeng, yüzünü saz eder; feryadının perdesini Zühre yıldızına eş eder. Gönül, eyvah gönül, vay gönül, eyvah gönül.

7. Gönül derdinin dermanı ölmekmiş, bilmedim; dertle öleyim de yeter ki ayrılığı görmeyeyim. Mihnete, derde ve gama layık olmak için, ey Avnî, senin gibi mihnet ve gam çeken nerede? Gönül, eyvah gönül, vay gönül, eyvah gönül.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Yedi bendin her biri aynı mısrayla kapanır: "Göñül eyvây göñül vây göñül eyvây göñül". Neşirdeki 85 parça arasında gazel dışındaki tek uzun nazım şekli olan bu muhammes beşer mısralık bentlerden kurulur; her bendin ilk dört mısraı kendi aralarında kafiyelenir, beşinci mısra ise bütün bentlerde aynen tekrar edilen nakarattır. Tekrar eden mısraı yüzünden şiir, muhammeslerin "mütekerrir" denen koluna girer. Bentlerin kafiyeleri değişir: ilk bentte "vây göñül, rüsvây göñül", ikincide "-ânuñdur", üçüncüde "n'ideyin" redifiyle "-ân", dördüncüde "-âr", beşincide "-âd olmak", altıncıda "-âz eyler", yedincide "-ânı" sesleri kullanılır. Vezin, remelin "feilâtün"lerle ilerleyen mahbun koludur.

Millet Kütüphanesi'ndeki yazmada şiir 15b varağını tutar. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü divanın içeriğini sayarken bir muhammesten söz eder; Halil İnalcık da yegâne nüshada yetmiş gazel, bir muhammes ve bir kıta bulunduğunu belirtir. Doğan şiiri bir başkasının gazeline yapılmış tahmis olarak değil, Avnî'nin kendi şiiri olarak verir.

Anlam ve Söz Sanatları

Şiir baştan sona âşığın kendi gönlüne seslenişidir. Gönül söz dinlememiş, dilberi sevmiş, kendini dünyaya rezil etmiştir; âşık ona hem kızar hem acır. İkinci bent dört mısrada dört yarayı sıralar: yırtılan yaka, dikene takılan etek, kılıçla dökülen kan, ağza gelen can. Her mısranın aynı biçimde "-uñdur" diye bitmesi, gönlün kayıplarını bir defter gibi sayar. Üçüncü bent "n'ideyin" (ne yapayım) redifiyle âşığın çaresizliğini tekrar eder: baht gülmemiş, derde derman bulunmamış, sevgili hançer çekmiştir.

Dördüncü bent Mecnun'un yolunu hatırlatır: dünya başa dar gelince yurdu terk edip çöllere düşmek akla gelir, ama bunun da bir faydası olmayacaktır. Beşinci bent nasip olmayan şeyleri sıralar ve bülbül, tuzak, yıkılmış ev gibi divanın bilinen imgelerini bir arada kullanır. Altıncı bent bir musiki meclisi kurar: gam meclisinde âşığın boyu çeng gibi bükülür, yüzü saz gibi sararır ve feryadının "perdesi", yani makamı, gökteki çalgıcı Zühre yıldızına eşlik eder. Divan şiirinde Zühre (Venüs) göğün çalgıcısı olarak bilinir.

Son bentte âşık aradığı dermanı bulur: gönül derdinin ilacı ölmektir ve âşık ayrılığı görmektense dertle ölmeyi seçer. Şair kendi adını bu bendin dördüncü mısraında anar: "'Avnîyâ sencileyin mihnet ü gam-keş kanı", yani senin gibi derde ve gama katlanan nerede? Nakarat son kez tekrar edilince bütün bentlerin söylediği tek bir inleyişe dönüşür. Divandaki gazellerin çoğu sevgiliye ya da rakibe seslenirken bu muhammesin kendi gönlüne dönük sesi, onu divan içinde ayrı bir yere koyar.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 48, s. 363-366 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 15b). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar