Özgün Metin
Vezin: mef'ûlü mefâîlü mefâîlü feûlün (hezec; ilk mısra kalıba ancak yaklaşık olarak uyar. Şerhte kalıp kaydı bulunmadığından tespit bize aittir)
Mûsâ-yı müjeñ olursa cânuma kâtil
Kâfir olayın olur isem ‘Îsîye kâ’il
Âteşde karâr eyledi gerçi ki semender
Sûz-i dil ü cân ruk‘asına olmaya hâmil
Vaslum dileyen cevrümi çeksün dir imiş yâr
Bu va‘desi gûya ki degül cevrine dâhil
Deryâlar akıtduğum odına iki gözden
Mümkin ola mı sîneden ol od ola zâ’il
‘Avnî ne kadar maksada erişmedi lîkin
Maksûdını yâd eylemeden olmadı gâfil
Günümüz Türkçesiyle
1. Kirpiğinin Musa'sı canımın katili olursa, (dirilmek için) İsa'ya razı olursam kâfir olayım.
2. Semender ateşte karar kıldı, ama gönül ve can yakan (aşk) hırkasını (yükünü) taşımamak için.
3. Sevgili "Vuslatımı dileyen cevrimi çeksin" dermiş; sanki bu vaadi cevrinden sayılmaz.
4. Yaktığın ateşe iki gözümden denizler akıttım; o ateşin göğüsten gitmesi mümkün olur mu?
5. Avnî maksadına ne kadar erişemediyse de maksudunu anmaktan bir an gafil olmadı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Kafiyeye giren "kâtil, kâ'il, hâmil, dâhil, zâ'il, gâfil" kelimelerinin hepsi Arapça ism-i fail kalıbındadır ve "-il" sesinde buluşur; gazelde redif yoktur. Beş beyit hezecin ahreb kolundadır: ikinci ve sonraki beyitler "mef'ûlü mefâîlü mefâîlü feûlün" kalıbına tam uyar, matlaın ilk mısraı ise ancak yaklaşık olarak.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla divanın ilk gazelindeki peygamber telmihlerini yeniden kullanır. Sevgilinin kirpiği, Mısır'da bir Kıptî'yi yumrukla öldüren Musa'dır; âşık bu kirpikle ölmeyi mutluluk sayar ve ölüleri dirilten İsa gelse bile ona razı olmaz, çünkü dirilmek bu ölümden kurtulmak olur. Doğan beyitte bir cinas ve iham da görür: kirpik anlamındaki "müje", Arapça ustura demek olan "mavsâ" ve "Mûsâ" adı aynı anda çağrışır. Sun'î ve Necâtî'den verdiği beyitler aynı oyunun örnekleridir.
İkinci beyit Doğan'a göre gazelin, hatta divanın en güçlü beyitlerinden biridir; Doğan onu "berceste", yani tek başına ezberlenip dilden dile dolaşacak güzellikte bir beyit sayar ve Fâtih'in şiir alanındaki gücünü açıkça gösterdiğini söyler. Semenderin ateşte yaşadığına inanılırdı. Avnî buna bir sebep bulur: semender ateşten çıkmaz, çünkü dışarıda onu daha yakıcı bir şey, gönlü ve canı yakan aşk hırkası beklemektedir. Soyut bir kavram olan aşk, ateşten bir gömleğe dönüşür ve semenderin ateşi bu gömleğin yanında bir sığınak olur. "Ruk'a" kelimesi hem yama, hırka parçası hem kısa mektup anlamı taşır; aşkın yakıcı yükünü taşımak bu ikinci anlamla bir haberi taşımaya da benzer.
Üçüncü beyit sevgilinin sözünü alaya alır. Sevgili "beni isteyen eziyetime katlansın" demiştir; ama bu söz de eziyetin bir parçasıdır, sevgili onu sanki eziyetinden saymıyormuş gibi söyler. Dördüncü beyitte gözlerden akan denizler göğüsteki ateşi söndüremez; on ikinci, kırk birinci gazellerde görülen ateş ve su karşıtlığı burada bir soruyla biter. Son beytin sözü sadakattir: Avnî maksadına, yani vuslata erişememiştir, ama maksudunu, sevgiliyi bir an bile unutmamıştır. "Maksad" ile "maksûd" aynı kökten gelen iki kelimedir ve beyit bu ikisini karşılaştırarak biter.
Kaynakça
- Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 47, s. 358-360 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 15a). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx
Çevrimiçi kaynaklar






