Özgün Metin

Vezin: feilâtün feilâtün feilâtün feilün (remel). Neşir kalıp adı vermez; meyhaneye çağıran bu mısraları biz tarttık.

Yine mestâne gelüñ ‘azm-i harâbât idelüm
Hizmet-i pîr-i mugân ile mübâhât idelüm
Hum-ı meyden götüri ‘âlemi seyrân idelüm
Tûr-ı ‘ışka çıkalum yine münâcât idelüm
Zâhid-i huşk kabûl eyleyüben ‘özrümüzi
El virürse bir ayağ ile mükâfât idelüm
Ta‘n idüp hâlete bize eger inkâr ide
Bâde vü beng şühûdı-y-ile isbât idelüm
Hüsn-i yâr âyine-i dilde görinmezse eger
‘Avnîyâ [bâ]de-i nâbı aña mir’ât idelüm

Günümüz Türkçesiyle

1. Gelin, yine sarhoş olarak meyhaneye gitmeye niyet edelim; pîr-i mugana hizmetle övünelim.

2. Şarap küpünden götürü (kadeh kadeh ya da toptan) bütün âlemi seyredelim; aşkın Tur dağına çıkıp yine münacat edelim.

3. Kuru zahit özrümüzü kabul edip el verirse, onu bir "ayak"la (bir kadehle ya da bir tekmeyle) ödüllendirelim.

4. Hâlimizi kınayıp bizi inkâr ederse, şarap ve bengin şahitliğiyle (yolumuzu) ispat edelim.

5. Ey Avnî, sevgilinin güzelliği gönül aynasında görünmezse, saf şarabı ona ayna edelim.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

"İdelüm" (edelim) redifi gazeli toplu bir davete çevirir: konuşan bir arkadaş topluluğuna seslenir ve her beyitte birlikte yapılacak bir işi önerir. Kafiye "harâbât, mübâhât, münâcât, mükâfât, isbât, mir'ât" kelimelerinin "-ât" sesindedir; çoğu Arapça masdar ve tasavvuf terimidir. Kalıp, dört tef'ilesinden üçü "feilâtün" olan mahbun remeldir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel baştan sona meyhane sembolizmiyle kurulmuştur ve Doğan her kelimenin tasavvuftaki karşılığını Süleyman Uludağ'ın Tasavvuf Terimleri Sözlüğü'ne dayanarak verir. "Mugân" ateşe kutsal gözüyle bakan Mecusilerdir; "pîr-i mugân" onların yaşlı rahibi, mecazda ise yaşlı meyhanecidir. Tasavvuf şiirinde "harâbât" tekke, gönül, nefsin ve bedenin yıkılıp fena bulması ve Hakk'a erenleri vahdet şarabıyla sarhoş eden vuslat makamı anlamlarını taşır; pîr-i mugân aşk şarabını sunan kâmil mürşittir.

İkinci beyitte Doğan bir şekil benzerliği görür: eski meyhanelerde şarap küpleri çok büyüktü ve miçolar onları doldurmak için merdivenle küpün ağzına çıkardı; şair bu tırmanışı Musa'nın Tur dağına çıkışına benzetir. Küp gönlü, seyran manevî yolculuğu, Tur ilahî hakikatin kaynağını, münacat da kulun Rabbine yakarışını anlatır. "Götüri" kelimesi hem kadeh kadeh götürerek içmek hem de toptan, bütün anlamına gelir ve iki anlam birlikte işler.

Üçüncü beyit zahide yönelik bir şakadır. Kuru zahit, divan şiirinde dinin özünden habersiz, şekilci sofu tipidir. Özrümüzü kabul ederse onu bir "ayak"la ödüllendireceğiz: "ayak" hem kadeh hem ayak demektir, yani ödül bir kadeh şarap da olabilir, bir tekme de. Dördüncü beyitte zahit bizi inkâr ederse şarap ve beng (esrar) şahit gösterilecektir; Doğan'ın açıklamasıyla tasavvufta bâde ilahî aşkı ve vecdi, beng bekâ makamında tadılan hakikati, "isbât" ise kötü huyları silip yerine iyilerini koyma işini anlatır. Şair, insanları dış görünüşe bakarak yargılayan zahide gönlün içindeki aşkı delil olarak gösterir.

Son beyit ayna mazmununu kullanır; Doğan burada Farsça "âyine"nin aslında çelik levha demek olduğunu, eski aynaların parlatılmış çelikten yapıldığını hatırlatır. Gönül levhası sevgilinin güzelliğini yansıtmıyorsa, saf şarap ona ayna tutar; divan şiirinde şarap dolu kadeh sık sık aynaya benzetilir. Tasavvufî okumada, gönülde olgunluk hâli görünmüyorsa kalbin ilahî aşk şarabıyla doldurulması gerekir.

Kaynakça

  • Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 53, s. 398-401 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 17a). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx

Çevrimiçi kaynaklar