Özgün Metin

Vezin: fâilâtün feilâtün feilâtün feilün (remel). Şerh vezinden bahsetmez; kalıbı biz saptadık.

Bezm-i vasla irelüm gül gibi hurrem olalum
Rezm-i gamda niçe bir nâleye hem-dem olalum
Sadr-ı meyhânede rindân ile bezm eyleyüben
Taht-ı Kâvûsa geçüp işret ile Cem olalum
Halvetine bizi nâ-mahrem ider zâhidi gör
Duhter-i rezle varup biz dahi mahrem olalum
Yâr cevr itmek ile nâm ü nişân buldı-y-ısa
Cevr çekmeklük ile biz de müsellem olalum
Uyma iğvâsına ol dîv rakîbüñ ‘Avnî
Ol perî yüzlüye meyl eyleyüp âdem olalum

Günümüz Türkçesiyle

1. Vuslat meclisine erişelim, gül gibi şen olalım; gam savaşında daha ne zamana kadar inlemeye yoldaş olalım?

2. Meyhanenin başköşesinde rindlerle meclis kurup Kâvus'un tahtına geçelim, işretle Cem olalım.

3. Şu zahide bakın, bizi (üzüm kızının) halvetine namahrem sayar; varıp üzüm kızıyla biz de mahrem olalım.

4. Sevgili cevir etmekle ad ve şan bulduysa, biz de cevir çekmekle ünlü olalım.

5. Ey Avnî, o dev (şeytan) rakibin ayartmasına uyma; o peri yüzlüye meyledip adam olalım.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bir önceki gazel gibi bu da birinci çoğul şahısla kurulmuş bir davettir; "olalum" (olalım) redifi her beyitte topluluğa yeni bir dönüşüm önerir: gül olmak, Cem olmak, mahrem olmak, ünlü olmak, adam olmak. Kafiye "hurrem, hem-dem, Cem, mahrem, müsellem, âdem" kelimelerinin "-em" sesindedir. Vezin yine mahbun remeldir, ama ilk tef'ile burada "fâilâtün"dür.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla iki kelimeyi karşı karşıya getirir: "bezm" (eğlence meclisi) ve "rezm" (savaş). Vuslat meclisi gül gibi açılmanın, gam savaşı inlemenin yeridir. Bezm ile rezm ikilisi Osmanlı saray kültürünün de sevilen bir karşıtlığıdır; hükümdarın hem meclis hem savaş adamı olması beklenirdi.

İkinci beyit İran mitolojisinden iki hükümdar adını kullanır. Doğan'ın açıklamasına göre Kâvus (Keykâvus), Keyânî hanedanının ikinci padişahı ve Keykubâd'ın torunudur, şiirde ihtişamın sembolüdür; Cem ise şarabı bulduğuna inanılan efsanevî hükümdardır. Meyhanenin başköşesi Kâvus'un tahtı, orada içen her rind de bir Cem olur. Üçüncü beyit şarabın eski adı "duhter-i rez"e, üzüm kızına dayanır: üzüm anne, ondan yapılan şarap kızıdır ve gizli içmek "üzüm kızıyla halvet olmak" diye anlatılırdı. Zahit bizi bu kızın namahremi saymıştır; biz de onunla mahrem, yani yakın akraba olacağız. Doğan "halvet" kelimesinin insanın gizlice buluştuğu kişi anlamına da geldiğini, böylece mısranın zahidin üzüm kızıyla tenhada buluştuğunu, yani gizlice içtiğini ima ettiğini belirtir.

Dördüncü beyit sevgili ile âşığın ünlerini karşılaştırır: sevgili eziyet etmekle ün kazandıysa, âşık da eziyete katlanmakla ünlü olacaktır. Âdem ile İblis kıssası son beytin zeminidir. Rakip bir dev, yani şeytandır ve onun ayartmasına uymamak gerekir; "âdem olmak" hem insan olmak, adam olmak hem de ilk insan Âdem olmak demektir. Doğan beyti, yasak meyve kıssasının cinsî arzu olarak yorumlanmasına bağlar ve şairin peri yüzlü güzele yönelmeyi ilahî güzelliği seyretmenin bir yolu olarak gösterdiğini söyler; bu, şerhin tasavvufî okumasıdır.

Kaynakça

  • Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 54, s. 405-407 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 17b). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx

Çevrimiçi kaynaklar