Özgün Metin

Vezin: mef'ûlü fâilâtü mefâîlü fâilün (muzâri). Neşirde kalıp yazılı olmadığından bu tespit tarafımıza aittir.

Sâkî pür eyle câm-ı şerâb-ı mugânei
Ma‘mûr kıl harâba varan kâr-hânei
Ey pîr-i deyr ehl-i harâbâtı mahrem it
Keşf eyle bâde sırrını terk it behânei
Bî-hodluk itseler eger esrâr-ı câm ile
Mest eyle sunmağ ile mey-i bî-hodânei
Ol mey ki levh-i dilden ala şüst ü şûy ile
‘Ayş-ı mugânei vü cefâ-yı zemânei
Gör mey ferâğını nazar it sakf-ı deyre kim
Nâr-ı Kelîmden diler iseñ zebânei
‘Avnî o bezme varmağa lâyık degülse ger
Men‘ itmeñüz ki bâri öpe âstânei

Günümüz Türkçesiyle

1. Saki, Mecusi şarabının kadehini doldur; harabeye varan iş evini (gönlü) bayındır kıl.

2. Ey deyrin piri, meyhane ehlini kendine mahrem et; şarabın sırrını aç, bahaneyi bırak.

3. Eğer (onlar) kadehin sırlarıyla kendilerinden geçerlerse, insanı kendinden geçiren şarabı sunarak onları sarhoş et.

4. O şarap ki gönül levhasından, yıkayıp arıtarak, Mecusice yaşanan zevki ve zamanenin cefasını alır.

5. Musa'nın (Kelîm'in) ateşinden bir yalım (ya da bir dil) dilersen, şarabın boşaltılışını gör, deyrin (meyhanenin) üst katına bak.

6. Avnî o meclise varmaya layık değilse de, hiç olmazsa eşiği öpmesine engel olmayın.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazelin kafiyesi "mugânei, kâr-hânei, behânei, bî-hodânei, zemânei, zebânei, âstânei" kelimelerinin "-ânei" sesindedir; Farsça sıfatların sonuna eklenen belirtme ekiyle kurulan bu alışılmadık kafiye, gazele ağır ve süslü bir ses verir. Gazelin vezni muzâridir ve altı beyitten oluşur. Bütün gazel meyhanenin tasavvufî sembolleriyle kuruludur; Doğan her beyitte kelimelerin hem gerçek hem mecaz anlamlarını açıklar.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla şarabı mimara çevirir. Sakiden Mecusi ateşi gibi kızıl şarapla kadehi doldurması, böylece harabeye yüz tutmuş gönül binasını imar etmesi istenir. Doğan, divan şiirinde aşkın ayrılıkla yıkılmış gönle bir mimar gibi gelip onu imar ettiğini, divanın yirmi birinci, otuz üçüncü ve elli yedinci gazellerinde de bu benzetmenin görüldüğünü hatırlatır. İkinci beyitte "pîr-i deyr", kilisenin yaşlı keşişi, gerçekte meyhaneci, mecazda ise tekkedeki şeyh ya da Tanrı'dır; "ehl-i harâbât" tasavvuf yolcularıdır ve "bâde sırrı" varlığın sebebi olan aşktır. Üçüncü beyitte bu sırrı öğrenip kendinden geçenlere "mey-i bî-hodâne", insanı kendinden geçiren şarap sunulmalıdır. Dördüncü beyitte bu şarap gönül aynasını yıkar; Doğan tasavvufta "şüst ü şûy"un kusurdan gelen düşünceleri atmak, "'ayş"ın Hak ile ünsiyetten doğan haz anlamına geldiğini belirtir.

Beşinci beyit Doğan'ın en uzun açıkladığı beyitlerden biridir. "Sakf-ı deyr" kelime anlamıyla kilisenin tavanı ya da sofasıdır; deyr meyhane olarak alınınca meyhanenin üst katı ya da büyük şarap fıçılarının ağzı anlaşılır. Doğan, Çaylak Tevfik'in İstanbul'da Bir Sene'sinden ve Reşad Ekrem Koçu'nun Eski İstanbul'da Meyhaneler'inden aktararak eski meyhanelerde şarabın çok büyük fıçı ve küplerde saklandığını, meyhane çıraklarının kovalarla şarap almak için merdivenle fıçıların ağzına çıktığını, bazı meyhanelerde itibarlı müşteriler için birkaç basamakla çıkılan balkonlar ve üst katlar bulunduğunu anlatır. "Ferâğ" bir sıvının kaplara boşaltılmasıdır. "Nâr-ı Kelîm" ise Musa'nın Tur dağında bir ağacın yanında gördüğü ateştir; Musa ailesine o ateşten bir yalım getirmeyi umarak oraya gitmiş ve Rabbinin sesini işitmiştir. "Zebâne" hem alev yalımı hem dil, konuşma demektir; beyit böylece hem ateşten bir yalımı hem de Musa'nın Tanrı'yla söyleşmesini çağrıştırır. Merdivenle fıçının ağzına çıkıp şarap boşaltmak, Tur'a çıkıp ateşten yalım almaya benzer; elli üçüncü gazeldeki "Tûr-ı 'ışka çıkalum" mısraı da aynı benzetmeyi kurar.

Son beyitteki tavır tevazudur. Avnî o meclise katılmaya layık değilse bile, hiç olmazsa eşiği öpmesine engel olunmamalıdır. Doğan "âstâne" kelimesinin eşik yanında dergâh ve tekke anlamına da geldiğini, tekkeye girerken kutsal sayılan eşiği öpmenin tekke adabından olduğunu belirtir.

Kaynakça

  • Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 70, s. 499-505 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 21b). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx

Çevrimiçi kaynaklar