Özgün Metin

Vezin: fâilâtün feilâtün feilâtün feilün (remel). Neşir kalıbı belirtmiyor; okuma tarafımızdandır.

Tañ mıdur itse göñül nâle vü efgân bu gice
Gelmedi meclise ol dilber-i fettân bu gice
Tâ seher kalsa göñül zulmet içinde ne ‘aceb
Yanmadı karşuma ol şem‘-i şebistân bu gice
Ne ‘aceb ağlar ise bülbül-i cân çünki gelüp
Gülüp eglenmedi ol yüzi gülistân bu gice
Gelüp ol serv-i revân olmadı yanumca revân
Gözlerüm itdi revân yaşlar ile kan bu gice
Sâkiyâ def‘-i melâl itmege peymâne getür
Çün sıdı dilberümüz ‘ahd ile peymân bu gice
Vuslatı şem‘ini çün yakmadı ol yâr gelüp
Fürkati nârına ‘Avnî yüri sen yan bu gice
Bu kelâm ile Nizâmî işidürse sözüñi
İlteler saña hased Sa‘dî vü Selmân bu gice

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönül bu gece inleyip feryat ederse şaşılır mı? O fitneci dilber bu gece meclise gelmedi.

2. Gönül sabaha kadar karanlıkta kalsa ne tuhaf? O gece odasının mumu bu gece karşımda yanmadı.

3. Can bülbülü ağlıyorsa ne tuhaf? Yüzü gül bahçesi olan (sevgili) bu gece gelip gülüp eğlenmedi.

4. O salınan servi gelip yanımda yürümedi; gözlerim bu gece yaşlarla kan akıttı.

5. Ey saki, üzüntüyü gidermek için kadeh (peymâne) getir; çünkü dilberimiz bu gece ahdini ve sözünü (peymân) bozdu.

6. Ey Avnî, o sevgili gelip vuslatının mumunu yakmadığına göre, yürü, bu gece sen onun ayrılığının ateşinde yan.

7. Nizâmî bu sözle (şiirle) senin sözünü işitirse, Sa'dî ve Selmân bu gece sana hasetlerini iletirler.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bütün gazel tek bir geceyi anlatır: sevgilinin gelmediği, mumun yanmadığı, verilen sözün tutulmadığı bir gece; redif de "bu gice"dir. Millet Kütüphanesi'ndeki ana nüshada yer almayan metni Doğan, Ali Emîrî'nin kopyasından (Manzum 530, vr. 42a) ve Hacı Kemâl'in Câmiü'n-Nezâir adlı nazire mecmuasından (vr. 326b) alır. Kafiye "efgân, fettân, şebistân, gülistân, kan, peymân, yan, Selmân" kelimelerinin "-ân" sesindedir. Vezin, mahbun remelin "fâilâtün feilâtün feilâtün feilün" kalıbıdır. Avnî adı yedi beytin altıncısında geçer; sonuncusu bir övünmedir.

Anlam ve Söz Sanatları

İlk dört beyit aynı yapıda kurulur: önce âşığın bir hâli, ardından onun sebebi gelir. Gönül inliyor, çünkü sevgili gelmedi; gönül karanlıkta kaldı, çünkü o mum yanmadı; can bülbülü ağlıyor, çünkü gül yüzlü gülüp eğlenmedi. Doğan ikinci beyitteki mumu sevgilinin hayali olarak açıklar: divan âşığı sevgiliye kavuşmanın neredeyse imkânsız olduğunu bilir ve onun hayaliyle yetinir. Bu düşünceyi Fuzûlî'nin "Yandurmağuma yeter hayâlün / Yohdur mana tâkat-i visâlün" beytiyle, Mihrî'nin ve Necâtî'nin beyitleriyle karşılaştırır. Dördüncü beyitte "revân" kelimesi üç kez farklı anlamlarla geçer: "serv-i revân" salınan servi, "revân olmak" yürümek, "revân itmek" akıtmaktır.

Beşinci beyitte de bir ses oyunu vardır: "peymâne" kadeh, "peymân" ahit, söz demektir. Sevgili sözünü bozunca saki kadeh getirmelidir; iki kelimenin yakınlığı, bozulan sözü dolan kadehle karşılar. Altıncı beyitte âşık kendine seslenir: sevgili vuslat mumunu yakmadığına göre, Avnî ayrılık ateşinde kendisi yanmalıdır.

Son beyit şairin kendi sanatını över. Nizâmî-i Gencevî, Sa'dî-i Şîrâzî ve Selmân-ı Sâvecî, divan şairlerinin üstat kabul edip taklit etmeye ve nazire yazmaya çalıştığı büyük İran şairleridir. Avnî, Nizâmî onun şiirini işitirse, Sa'dî ile Selmân'ın bu gece ona hasetlerini ileteceklerini söyler. Doğan, bu üç şairin o yıllarda çoktan ölmüş olduğunu, şairin onların mezarlarında bile kendisini kıskanacaklarını, hatta rüyasına girip hasetlerini bildireceklerini söyleyerek bir mübalağa yaptığını belirtir. Gazelin redifi bu son beyitte de işler: kıskançlık bu gece, sevgilinin gelmediği gece iletilecektir.

Kaynakça

  • Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 68, s. 487-490 (Millet 305'te yok; Ali Emîrî kopyası (Manzum 530) vr. 42a, Câmiü'n-Nezâir vr. 326b). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx

Çevrimiçi kaynaklar