Özgün Metin
Vezin: fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün (remel). Üç beytin ortak kalıbını neşir yazmaz; remel olduğunu tartarak biz gördük.
Zülfüñüñ zencîrine bend eyledüñ şâhum beni
Kullugından kılmasun âzâd Allâhum beni
Cevr-i dilber ta‘n-ı düşmen sûz-ı fürkat za‘f-ı dil
Dürlü dürlü derd içün yaratmış Allâhum beni
Yakmağa vü yıkmağa hep cümle el bir itdiler
Sûz-ı sîne eşk-i dîde âteş-i âhum beni
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey şahım, beni zülfünün zincirine bağladın; Allah'ım beni (onun) kulluğundan azat etmesin.
2. Sevgilinin cevri, düşmanın kınaması, ayrılığın yakıcılığı, gönlün zayıflığı; Allah'ım beni türlü türlü dert için yaratmış.
3. Göğsümün yanışı, gözümün yaşı, ahımın ateşi, hepsi beni yakmaya ve yıkmaya el birliği ettiler.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Eksik bir gazelden kalmış gibi duran üç beyittir; Doğan da onların "nâ-tamam bir gazele benzer" olduğunu söyler. Millet'teki yazmada yer almazlar. Ali Emîrî, divanın kendi kopyasında (Manzum 530, vr. 43a) ilk iki beyti Âşık Çelebi'nin tezkiresinden, üçüncüsünü Enderunlu Atâ'nın tarihinden aldığını not etmiştir. Georg Jacob da 1904 neşrinde matlaı Atâ'dan, Arap harfleriyle "زلفنک زنجیرینه بند ایلدی شاهم بنی" biçiminde verir; onun metninde ikinci mısra "قوللغندن ایتمسون آزاد اللهم بنی" (Kulluğundan itmesün âzâd Allâhum beni) biçimindedir; Doğan'ın metnindeki "kılmasun" yerine "itmesün" vardır. Üç beytin aynı gazele ait olduğu, kaynakların farklılığı yüzünden kesin değildir; redifleri ve vezinleri ise birbirini tutar.
Redif "Allâhum beni / âhum beni" kalıbında "beni"dir; kafiye "şâhum, Allâhum, âhum" kelimelerinde "-âhum" sesindedir ve üç beyit de remel kalıbındadır.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla kulluk ile azat arasındaki karşıtlığı kullanır. Âşık sevgilinin zülfünün zincirine vurulmuştur ve dileği bu zincirden kurtulmak değil, Allah'ın onu bu kulluktan hiç azat etmemesidir. "Şâhum" hitabı sevgiliyi bir padişah, âşığı da onun kulu yapar; bu dileğin bir padişahın ağzından çıkması, divanın birçok beytinde görülen yer değiştirmeyi bir kez daha kurar.
İkinci beyit dört derdi bir mısraya sığdırır: sevgilinin cevri, düşmanın kınaması, ayrılığın yakıcılığı ve gönlün zayıflığı. Âşık bunlardan yakınmaz, kendini bu türlü dertler için yaratılmış sayar. Üçüncü beyitte üç unsur, göğsün yanışı, gözün yaşı ve ahın ateşi, âşığı yakıp yıkmak için el birliği eder. Ateş ile su genellikle birbirine karşı konur; burada ise gözyaşı ateşi söndürmez, ateşle birlikte yıkıma katılır.
Kaynakça
- Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 77, s. 545-546 (Millet 305'te yok; Ali Emîrî kopyası (Manzum 530) vr. 43a; ilk iki beyit Âşık Çelebi'den, üçüncüsü Enderunlu Atâ'nın tarihinden). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx
- Georg Jacob (haz.), Der Divan Sultan Mehmeds des Zweiten, des Eroberers von Konstantinopel, zum ersten Male nach der Uppsalaer Handschrift, Berlin: Mayer & Müller, 1904, s. 17 (XX, matla Arap harfleriyle, Atâ'dan). https://archive.org/details/derdivansultanm00jacogoog
Çevrimiçi kaynaklar






