Özgün Metin

Vezin: feilâtün feilâtün feilâtün feilün (remel). Aidiyeti tartışmalı bu parçanın veznini neşir göstermez; tespit bizden.

Cigerüm pâreledi hançer-i cevr ü sitemüñ
Sabrumuñ câmesini doğradı mikrâz-ı gamuñ
Secde-gâh eyler idi Ka‘bede mihrâb gibi
Kûyuñ içinde melek görse nişân-ı kademüñ
Ey gözüm gün yüzine karşu nice dür dökesün
Ruhleri tâbı ile kurıdı kalmadı nemüñ

Günümüz Türkçesiyle

1. Senin cevir ve sitem hançerin ciğerimi parça parça etti; gamının makası sabrımın elbisesini doğradı.

2. Melek senin mahallende ayak izini görse, onu Kâbe'deki mihrap gibi secdegâh ederdi.

3. Ey gözüm, (o) güneş yüzün karşısında nasıl inci dökeceksin? Yanaklarının ateşiyle kurudun, hiç yaşın kalmadı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Üç beyitlik bu parçanın kime ait olduğu tartışmalıdır. Millet'teki yazma bu beyitleri içermez; Ali Emîrî kendi kopyasında (Manzum 530, vr. 36a) onu Âşık Çelebi'nin, Kınalızâde Hasan Çelebi'nin ve Riyâzî'nin tezkirelerinden derlediğini bildirir. Doğan'ın kaydettiğine göre Latîfî ise aynı üç beyti Fâtih'in oğlu II. Bayezid'e ait gösterir. Bayezid de "Adlî" mahlasıyla şiir yazan bir padişahtı ve uzun yıllar Amasya sancakbeyi olarak bu şehirde yaşamıştı; tezkirelerin baba ile oğul arasında bölünmesi, şiirin kimin elinden çıktığını kesin olarak söylemeyi imkânsız kılar. Doğan parçayı Ali Emîrî'yi izleyerek neşre almış, Latîfî'nin kaydını da belirtmiştir. Latîfî'nin Sultan Bâyezîd maddesinde gazel dört beyittir: üçüncü sırada "Çıkdı cân hasret ile ölmedigüm budur lîk / Hükm ider cân yerine tende durup derd ü gamuñ" (can hasretle çıktı; ölmememin sebebi şu ki, canın yerine bedende senin derdin ve gamın kalıp hükmeder) beyti yer alır ve son beytin ilk mısraı "Ey gözüm gün yüzine karşu nice yaş dökesin" diye okunur. II. Bayezid'in Adlî mahlasıyla yazdığı şiirler sitede Adlî (II. Bayezid) bölümündedir; bu gazel Adlî divanının neşrinde bulunmadığı için orada yer almaz.

Redif "-üñ" ikinci şahıs ekidir ve kafiye "sitemüñ, gamuñ, kademüñ, nemüñ" kelimelerindeki "-em / -am" sesine dayanır. Vezin, ilk tef'ilesi de "feilâtün" olan mahbun remeldir. Bir gazelin üç beyti gibi görünür; matla, birinci beyitte iki mısraın aynı sesle bitmesiyle kurulmuştur.

Anlam ve Söz Sanatları

Birinci beyitte iki kesici alet iki ayrı yarayı açar. Sevgilinin sitemi ve eziyeti hançer gibi ciğeri parçalar; aşkın gamı da bir makas gibi sabrın elbisesini doğrar. Doğan, sabrın darlığı ve bedeni sarması yönünden bir elbiseye benzetildiğini, gam makasının doğradığı bu elbisenin âşığın yaralı bedenini de hatırlattığını söyler. İkinci beyit sevgilinin ayak izini kutsallaştırır: melekler onun mahallesinde ayak izini görseler, Kâbe'deki mihrap gibi oraya secde ederlerdi. Doğan bu beyitte melek, mahalle, ayak izi, Kâbe, mihrap ve secdegâh kelimelerinin tasavvufî mecazlar olarak kullanıldığını ve sevgilinin bütün güzelliklerin kaynağı olan Allah olduğunu söyler.

Üçüncü beyitte âşık gözüne seslenir. Göz, sevgilinin güneş yüzü karşısında inci, yani gözyaşı dökmek ister, ama yanakların ateşi onu kurutmuştur; hiç nemi kalmamıştır. Güneşin suyu kurutması bilgisi, ağlayamayacak kadar tükenmiş bir âşığın hâlini anlatır.

Kaynakça

  • Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 78, s. 547-548 (Millet 305'te yok; Ali Emîrî kopyası (Manzum 530) vr. 36a; Âşık Çelebi, Kınalızâde Hasan Çelebi ve Riyâzî tezkirelerinden; Latîfî II. Bayezid'e verir). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx
  • Latîfî, Tezkiretü'ş-Şuarâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ (İnceleme-Metin), haz. Rıdvan Canım, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı (e-kitap), 2018, s. 101 (Sultan Bâyezîd maddesi).

Çevrimiçi kaynaklar