Özgün Metin

Vezin: Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün

Câm la‘liňdir seniň âyîne rûy-ı enveriň
Adı var Câm-ı Cem ü Âyîne-i İskenderiň

Günümüz Türkçesiyle

1. Senin kadehin yakut gibi kırmızı dudağındır, aynan da nurlu yüzündür. Cem'in kadehiyle İskender'in aynasının ise yalnızca adı vardır (asıl dünyayı gösteren kadeh ve ayna seninkilerdir).

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beyit bir gazelin matlaıdır ve remel bahrinin "Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün" kalıbıyla yazılmıştır; vezin tespiti bizimdir. Kafiye "enver" ile "İskender" kelimelerindeki "-er" sesi, redif ise ikinci tekil şahıs iyelik ekidir ("-iň"). Hakverdioğlu'nun makalesi cönkteki şiirlerin yalnız ilk nazım birimini verdiği için burada yalnız bu beyit yayımlanabilmiştir.

Anlam ve Söz Sanatları

Beyit, iki ünlü efsane eşyasını sevgilinin güzelliği karşısında küçültür. "Câm-ı Cem", İran efsanelerinde Cemşîd'e ait olduğu söylenen ve içine bakanın bütün dünyayı gördüğü kadehtir. "Âyîne-i İskender" ise İskender'in İskenderiye'de yaptırdığı, uzaktan gelen düşman gemilerini gösteren aynadır. Divan şiirinde ikisi de dünyayı gösteren nesnelerin simgesidir ve sık sık birlikte anılır. Bâkî bu iki nesneyi sevgilinin yüzüyle eşleştirir: kırmızı dudak şarap dolu bir kadehe, parlak yüz bir aynaya benzer. Birinci mısradaki iki eşleştirme (câm-la'l, âyîne-rûy) ikinci mısrada aynı sırayla efsanedeki karşılıklarıyla karşılanır; bu karşılıklı düzen beytin ustalığını oluşturur. "Adı var" ifadesi, efsanevi kadeh ile aynanın yalnızca birer addan ibaret kaldığını, gerçeklerinin sevgilide bulunduğunu söyleyen bir mübalağadır. "La'l" kelimesi hem kırmızı değerli taşı hem de dudağı anlatarak kadeh ile dudak arasında ikinci bir bağ kurar.

Tarihî Bağlam

Beyit, Metin Hakverdioğlu'nun 2019'da tanıttığı Merzifon Cönkü'nün 79. sayfasındadır. Hakverdioğlu şiirin Sabahattin Küçük'ün Bâkî Dîvânı neşrinin 260. sayfasında bulunduğunu gösterir; şiirin tam metni oradadır. Makale yalnız matlaı verdiği için gazelin cönkte tam mı, eksik mi kaydedildiği bilinmemektedir. Bâkî'nin gazellerinin XVI. yüzyıl İstanbul'undan yaklaşık üç yüzyıl sonra Merzifon'daki bir derlemeye, âşıkların koşmalarıyla aynı deftere girmesi, divan şiirinin taşradaki okuyucusuna ulaştığını gösterir. Şairin hayatı ve cönkteki öteki gazelleri için Bâkî sayfasına bakılabilir.

Kaynakça

  • Metin Hakverdioğlu, "Merzifon Cönkü", idil, 8(57), 2019, s. 555 (Cönk, s. 79). https://www.idildergisi.com/makale/pdf/1552911669.pdf
  • Sabahattin Küçük (haz.), Bâkî Dîvânı, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 1994, s. 260 (Hakverdioğlu 2019 aktarımıyla).

Çevrimiçi kaynaklar