Bâyezîd Halîfe, II. Bayezid döneminde Edirne'de kendisi için yapılan bir zâviyede yaşamış, İbnü'l-Arabî'nin Fusûsü'l-hikem'i üzerine Türkçe manzum bir şerh yazmış Halvetî bir şeyh ve şairdir. Adı "Kendi hüsnün hûblar şeklinde peydâ eyledi" diye başlayan ve vahdet-i vücûd düşüncesini tek beyitte toplayan matlaı ile yaşar. Amasya Tarihi'nin yazarı Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onu "Bâyezîd Efendi-Şeyh İmâdzâde" başlığıyla Amasyalı bir ulema ailesinin çocuğu olarak kaydeder. Latîfî ise onu Edirneli sayar, TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki madde de doğum yeri vermez. Hüsameddin'in kaydını öteki kaynaklarla eşleştiren şey, şeyhinin adı, Edirne'deki zâviyesi, eserlerinin listesi ve aynı matladır; Amasya bağı ise yalnız Hüsameddin'e dayanır.
Hüsameddin'in Anlatısı
Amasyalıdır. Ulemâdan Salâhaddîn Mûsâ Efendi bin Bâyezîd Çelebi bin eş-Şeyh İmadeddîn Ömer Çelebi mahdûmudur. Amasya'da Müderris Abdî Efendi'den ikmâl-i tahsîl edib ders-i âm oldu. Bir müddet tedrîs-i ulûm etdi. Ba'dehû Hâce Sultân Zâviyesi şeyhi Cemalzâde eş-Şeyh Cemâleddîn Mehmed Çelebi halîfeye intisâb edib tefeyyüz ederek terk-i tedrîs etdi. Şeyhiyle beraber Hicâz'a gidip avdetde İstanbul'da kaldı. Ba'dehû Edirne'ye gidip orada ikâmet ve neşr-i tarîkat etdi. Sultân Bâyezîd-i Sânî bendegânından Sinan Bey kendisine Dakîk Pazarı karyesinde bir zâviye binâ ve ta'âmiyesine bir karye vakf edib zâviye şeyhi oldu. 925 hudûdunda vefât etdi. Âlim, fâzıl, vâ'iz, mütekellim, şâir, mazınne-i kerâmet bir şeyh-i ârif-i billâh idi.
Günümüz Türkçesiyle: Bâyezîd Efendi Amasyalıdır; bilginlerden Salâhaddîn Mûsâ Efendi'nin oğludur, soyu Bâyezîd Çelebi üzerinden Şeyh İmâdeddîn Ömer Çelebi'ye çıkar. Tahsilini Amasya'da müderris Abdî Efendi'nin yanında tamamlamış, ders-i âm olmuş ve bir süre ders vermiştir. Sonra Hâce Sultan Zâviyesi şeyhi Cemâleddîn Mehmed Çelebi Halîfe'ye bağlanmış, onun feyzini alıp müderrisliği bırakmıştır. Şeyhiyle birlikte Hicaz'a gitmiş, dönüşte İstanbul'da kalmış, sonra Edirne'ye geçip orada tarikat yaymıştır. II. Bayezid'in kullarından Sinan Bey ona Dakîk Pazarı köyünde bir zâviye yaptırmış ve aşevinin giderleri için bir köy vakfetmiş, o da bu zâviyenin şeyhi olmuştur. 925 (1519) dolaylarında ölmüştür. Hüsameddin onu bilgili, vaiz, kelam bilgini, şair ve kerameti umulan bir şeyh olarak tanıtır.
Maddenin devamında Hüsameddin, Mecdî'nin Şakâyık tercümesinden bir parça aktarır. Mecdî onun zahiri ilimleri bütünüyle bildiğini, ilâhî isimlerin sırlarına vâkıf olduğunu, hakikat ile mecazı şiirlerinde birleştirdiğini söyler, şu matlaı verir ve eserlerini sayar: Fâtiha sûresinin tefsiri, Tûr-ı Sînâ ve Secencelü'l-ervâh adlı iki kitap, Türkçe manzum Ser-Cânân ve Câmî'nin Nusûs'una bir şerh. Hüsameddin'in kaleme aldığı maddenin aslı Bâyezîd Efendi-Şeyh İmâdzâde sayfasında yer alıyor.
Öteki Kaynaklarda Bâyezîd Halîfe
TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki madde onu "Bayezid Halife" adıyla, ölüm yılını 922 (1516) sonrası olarak verir. Babasının adı Abdullah'tır; Bâyezîd-i Rûmî ve Derviş Bayezid diye de bilinir. Mürşidi Çelebi Halife diye tanınan Cemâl-i Halvetî'dir ve onun işaretiyle Edirne'ye gelip yerleşmiştir. Kendisi için Kıyık Mezarlığı yanında bir tekke yapılmış, tekkeye gelir olarak bir köy vakfedilmiştir. Ölünceye kadar Edirne'de yaşamış ve tekkesinin yanına gömülmüştür. Zühdü ve irfanı yüzünden makamı Bâyezîd-i Bistâmî'ye yakın sayılmış, kendisine "Bâyezîd-i Sânî" de denmiştir. TDV'ye göre en önemli eseri, Fusûsü'l-hikem şerhinin manzum hâşiyesi olan ve 5500'ü aşkın beyitten oluşan Sırr-ı Cânân'dır; 1516'da yazıldığını kendisi söyler. Fâtiha tefsiri Secencelü'l-ervâh'ın bir nüshası da Süleymaniye Kütüphanesi'ndedir.
Latîfî, 1546'da tamamladığı tezkirede onu "Hazret-i Şeyh Bâyezîd" diye anar, Edirneli olduğunu söyler ve takva yolunda ikinci bir Bâyezîd sayar. Fusûs'a Sırr-ı cân adlı manzum bir hâşiye yazdığını ve Sadreddin Konevî'nin Nusûs'unu nesirle şerh ettiğini belirtir. Matlaı tasavvuf terimleriyle açıklar ve yanına Câmî'nin aynı konudaki Farsça bir beytini koyar.
Kaynakların Durumu
Hüsameddin'in "Bâyezîd Efendi-Şeyh İmâdzâde"si ile TDV'nin "Bayezid Halife"si aynı kişidir: ikisi de Cemâl-i Halvetî'ye bağlanmış, Edirne'de kendisi için yapılmış bir zâviyede oturmuş, zâviyeye bir köy vakfedilmiş, aynı eserleri yazmış ve aynı matlaı söylemiş bir şeyhi anlatır. Hüsameddin'in "Cemalzâde eş-Şeyh Cemâleddîn Mehmed Çelebi Halîfe" diye andığı mürşit, TDV'deki maddesine göre Amasya'da bir süre irşat eden ve Çelebi Halife diye meşhur olan Cemâl-i Halvetî ile örtüşür. Aynı maddeye göre Cemâl-i Halvetî 899 (1494) yılında hac yolunda Tebük yakınında ölmüştür; Hüsameddin'in, Bâyezîd'in şeyhiyle Hicaz'a gidip dönüşte İstanbul'da kaldığını söylemesi bu yolculukla uyuşur. Bu eşleştirme kaynakların birlikte okunmasından çıkarılmıştır.
Ayrılıklar da açıktır. Hüsameddin babasını Salâhaddîn Mûsâ Efendi, TDV Abdullah olarak verir. Hüsameddin onu Amasyalı sayar, Latîfî Edirneli. Ölüm için Hüsameddin 925 dolaylarını, TDV 1516 sonrasını söyler; bu iki bilgi birbiriyle çelişmez. Hüsameddin'in Amasya'daki İmâdzâde ailesine dair verdiği bilgiler ayrıntılıdır; dedesi Bâyezîd Çelebi'yi de ayrı bir maddede anar ve onun oğulları arasında Salâhaddîn Mûsâ'yı sayar. Latîfî'nin "Edirnevî" sözü ise şeyhin hayatının ikinci yarısını geçirdiği ve gömüldüğü şehre bağlı olabilir; bu bir ihtimaldir. Bâyezîd Halîfe bu yüzden sitemizde Amasya bağı tek kaynağa dayanan ve tartışmalı bir şair olarak ele alınmıştır.
Şiiri
Bâyezîd Halîfe'nin şiirinin büyük kısmı Sırr-ı Cânân'dadır. TDV'deki madde, eserin vezin ve kafiye bakımından aksayan yerleri bulunduğunu, ama tasavvuf tarihi açısından önemli olduğunu söyler; eser yayımlanmamıştır ve buradan bir parça verilememektedir. Bugüne ayrı bir şiir olarak ulaşan parça, kaynakların hepsinin andığı matladır. TDV'ye göre Câmî'den çevrilmiştir ve Türk tasavvuf edebiyatının en tanınmış mısraları arasındadır. Bu matla, bu kategoride ayrı bir yazı olarak yer alır.
Kronoloji
899 (1494): Mürşidi Cemâl-i Halvetî hac yolunda ölür.
922 (1516): Sırr-ı Cânân'ı yazar.
925 (1519) dolayları: Hüsameddin'e göre Edirne'de ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 475-476 (e-kitap s. 406-407). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page406.html
- Latîfî, Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ, haz. Rıdvan Canım, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 94-95. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/60327,latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzamapdf.pdf
Akademik çalışmalar
- Osman Türer, "Bayezid Halife", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1992, s. 242. https://islamansiklopedisi.org.tr/bayezid-halife
- Mehmet Serhan Tayşi, "Cemâl-i Halvetî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 7, İstanbul 1993, s. 302-303. https://islamansiklopedisi.org.tr/cemal-i-halveti
Çevrimiçi kaynaklar

