Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Şu âlemde bir güzeli sevmüşem
Açılmış bahçede güle benziyor
Beni mecnun etti dostun bakışı
Cennet-i âlâda Hür’e benziyor
Ne kadar meth etsem methe ilayık
Peşinde dönüyor yüz bin halayık
Deryâdan çıkmış da susamış balık
Akıyor kevseri bala benziyor
Baktım cemâline hüsn ü kemâldir
Sıtkınan sevene on iki (i)mâmdır
Müritler başı bulundu tamamdır
Şehitler serveri pire benziyor
Cihanı tutmuştur dolunmaz şevki
Alnında zöhredir görene baki
Elinde bâdesi içene saki
Al beyaz bâdesi nura benziyor
Derviş Edna’m şu âlemde bir dedim
Horasan’dan söküp gelen pir dedim
Elinde defteri cihan sır dedim
Doğup da dolunan nura benziyor

Günümüz Türkçesiyle

1. Bu dünyada bir güzeli sevmişim; açılmış bahçedeki güle benziyor. Dostun bakışı beni Mecnun'a döndürdü; o, yüce cennetteki Hür'e benziyor.

2. Ne kadar övsem övgüye layıktır; peşinde yüz bin hizmetkâr dönüyor. Ben denizden çıkmış, susamış bir balık gibiyim; onun akıttığı kevser bala benziyor.

3. Yüzüne baktım, güzellik ve olgunluktur; içtenlikle sevene o, On İki İmam'dır. Müritlerin başı bulundu, iş tamamdır; şehitlerin önderi olan pire benziyor.

4. Hiç sönmeyen ışığı dünyayı kaplamıştır; alnında Zühre yıldızı vardır, görene kalıcıdır. Elinde badesi, içene sakidir; al ile beyaz badesi nura benziyor.

5. Ben Derviş Edna bu dünyada "bir" dedim; Horasan'dan sökün edip gelen pir dedim. Elinde defteri var, dünya bir sırdır dedim; doğup dolunaya erişen nura benziyor.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş dörtlüğün hepsi "benziyor" redifiyle kapanır; ilk dörtlükte redif ikinci dizede de duyulur. Sonraki dörtlüklerde ilk üç dize birbirine uyaklanır ("ilayık, halayık, balık", "kemâldir, imâmdır, tamamdır", "şevki, baki, saki", "dedim, pir dedim, sır dedim"). Ölçü on birli hecedir. Şair son dörtlükte kendini "Derviş Edna'm" diye anar. Ali Onar ile Caner Işık metni Mehmet Çevik'in 2008 tarihli derlemesinden alıp kaynak kişilerin aktarımıyla düzeltmişlerdir; nefesin ne zaman ve kime söylendiği belirtilmez.

Anlam ve Söz Sanatları

Nefes, halk şiirinin güzelleme diliyle bir mürşidi över. Sevilen kişi önce gül, sonra Mecnun'u çıldırtan bir bakışın sahibi olarak anılır; ama üçüncü dörtlükte bu güzelin sıradan bir sevgili olmadığı açıklanır: içtenlikle sevene On İki İmam'dır, müritlerin başıdır, şehitlerin önderine benzer. İlk dörtlükteki "Hür" sözünü makale, Kerbela'da Yezid'in ordusundan ayrılıp Hüseyin'in safına geçen ve şehit düşen Hür olarak açıklar; dize "huri" anlamına da çekilebilir, ama yayımcıların okuması budur.

Dördüncü dörtlükteki "şevki" sözcüğü makaleye göre yörede "şavk", yani parıltı, ışık anlamında kullanılır. Böylece dörtlük baştan sona bir ışık tablosuna döner: dünyayı kaplayan aydınlık, alındaki Zühre yıldızı, nura benzeyen al-beyaz bade. Sakinin elindeki bade, Alevî-Bektaşî cemlerinde sunulan "dolu"yu ve ilahi aşkı hatırlatır. Son dörtlükte "Horasan'dan söküp gelen pir" sözü, Hacı Bektaş Velî'yi Horasan'dan gelen pir olarak anan yaygın geleneğe bağlanır. Derviş Edna'nın mürşidi Merzifonlu Kul Fakir'dir; övülen pirin o ya da Hacı Bektaş olduğunu kaynak söylemez.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar