Derviş Edna, asıl adıyla Mehmet Ercelep, 1878'de Çorum'un Karahisar, eski adıyla Karasar köyünde doğmuş, 1928'de aynı köyde ölmüş bir Alevî âşığı ve dervişidir. Doğduğu köy Çorum'a bağlıdır; Amasya ile bağı, Amasya ve Çorum sınırındaki köyleri de içine alan Gaziler Ovacığı âşıklık çevresinden, Merzifonlu mürşidi Kul Fakir'den ve deyişlerinin Amasya köylerinde de yaşamasından gelir. Bu bağın niteliği aşağıda ayrıca tartışılmıştır. Deyişleri sevenlerinin defterlerinde ve ezberlerinde korunmuş, 2008'de Mehmet Çevik, 2016'da Ali Onar ile Caner Işık tarafından derlenip yayımlanmıştır. Onar ile Işık'ın yayımladığı kırk deyiş ve makalede hayatı anlatılırken aktarılan iki dörtlük bu kategoride ayrı ayrı sayfalarda yer alır; her birinin metni bugünkü Türkçeye aktarılmış ve yorumlanmıştır.

Hayatı

Onar ile Işık'ın derlediği bilgilere göre Derviş Edna 1878 yılının Ramazan ayında, Kadir gecesinde dünyaya gelmiştir. O gece köye cem yapmak için İdrislerin Mehmet Dede diye bilinen bir dede gelmiş, hamile annesi de ceme katılmış ve semah sırasında sancıları başlayınca eve getirilmiştir. Çocuğa ad koymak için Kadir, Hamdi ve Mehmet adları kâğıtlara yazılıp kura çekilmiş, annesi üç seferinde de Mehmet adını çekmiştir. Ertesi gün gelen Mehmet Dede'ye annesinin "Senin ismin dururken başka isim koyar mıyız hiç" dediği anlatılır. Babasının adı Bektaş, annesinin adı Fadik'tir. Ailesi 1934 Soyadı Kanunu ile Ercelep soyadını almıştır.

Anlatılara göre orta boylu, beli hafif kambur, sakallı, uzun saçlarını on iki örgü yapıp başındaki yeşil sarığın içine toplayan biriydi. Yoksul bir aileden gelmiş, geçimini köyde çobanlık yaparak sağlamıştır. Çobanlık ederken hayvanları otlatırken yanık sesiyle deyişler söylediği, sesinin güzelliğiyle çevresindekileri kendisine hayran bıraktığı anlatılır. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki maddeye göre okuma yazma bilmediği, "Derviş Edna'm doğru gider yolumuz / Aktan okur kara bilmez dilimiz" dizelerinden anlaşılır.

İki kez evlenmiştir. İlk eşi halasının kızı Satı Bacı'dır; Çevik'in kitabından aktarılan bilgilere göre Satı Bacı, Sefil Ali'ye hizmet etmiş olgun bir bacıdır ve bu evlilikten çocuğu olmamıştır. İkinci eşi Zeynep Bacı'dır; Zeynep 1985'te ölmüş ve Derviş Edna'nın yanına gömülmüştür. Onar ile Işık, Derviş Edna'nın iki çocuğundan büyüğünün, 1926'da doğup 2015'te ölen kızı Behiye Ercelep olduğunu, Behiye'nin doğumundan iki yıl sonra babasını kaybettiğini yazar; makalenin kaynak kişiler listesinde Behiye Ercelep Merzifon'da gösterilir. Çevik'ten aktarılan bir anlatıda ise Derviş Edna'nın ölümünden sonra kırk günlük olan oğlu Halil İbrahim'den söz edilir. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, ikinci evliliğinden yalnız Behiya adında bir kızı olduğunu yazar.

Derviş Edna 1928'de öldü ve vasiyeti üzerine köyündeki Akkubbe adlı türbenin yanına gömüldü. Köyün yaşlılarına göre Akkubbe üç yüz yıllık bir türbedir ve içinde Abdullah adında bir zat yatar; halk, Derviş Edna'nın bu zatla aynı ruhu taşıdığına inandığı için oraya gömülmek istediğini anlatır. Mezarın üstü uzun süre kapatılmamış, toprak düzlenmiş, arazinin sahibi Sadık Çavuş orayı bahçe olarak kullanmaya başlamış; bir gün oğulları kazarken kefeni görünce mezarın yeri belirlenmiş, önce mezar yapılmış, sonra üstü kapatılmıştır. Bugün Akkubbe ile aynı çatı altında iki ayrı türbe hâlindedir. Onar ile Işık, Derviş Edna'nın sevenlerinden olan Sadık Çavuş'un mezarı neden bahçe olarak kullandığının ve ölümüyle ilgili sırrın bilinmediğini de not eder.

Bir Eren Olarak Derviş Edna

Onar ile Işık, Gaziler Ovacığı'nda "gerçek" sözünün ermiş anlamında kullanıldığını ve yörede çok sayıda erenin yaşadığını yazar. Derviş Edna bu erenlerden biri olarak anılır: muhabbet ortamlarında ve cem erkânlarında bulunmuş, insanları Hak yoluna çağırmış, iyiliği öğütleyip kötülükten uzak durmalarını istemiştir. Makaleye göre yaşadığı dönemde kıymeti bilinmemiş, kendi köyünde hor görülmüş, alay edilmiş, ama kimseye kin gütmemiş, yalnız "Kara zarınızı yırtamadım" diyerek sitemini dile getirmiştir. Kendi köyünden çok civar köylerde sevilmiş, zor kış şartlarında bile uzak köylerden gelenler onun muhabbetinde bulunmuştur.

Hakkında anlatılan menkıbeler bu saygının izlerini taşır. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Gümüşhacıköy'den ona gelen topluluk içindeki Saniye Bacı'nın cephedeki eşini, Rus askerleri sıkıştırıp adam intihar etmek üzereyken duasıyla kurtardığı, sonra kocası dönene kadar aileyi yanına aldığı anlatılır. Bir başka anlatıda ceme gitmek istemediği bir gün yağmurla çamura dönen yolların onun için asfalt gibi olduğu, cemde "Helali var haramı var" diyerek lokmayı yemediği aktarılır. Köyün üzerine gelen yağmur bulutunu "Nereye geliyon ey mübarek, öte git" diyerek geri çevirdiği de anlatılır. Onar ile Işık, bu tür kerametlerin dervişlerin hayatını anlatırken zorunlu olarak başvurulan, onları hem çekici hem çekinilen kişiler yapan söylenceler olduğunu belirtir.

Kul Fakir ile Bağı

Onar ile Işık'a göre Derviş Edna'nın mürşidi Merzifonlu Kul Fakir'dir. Kul Fakir'in Merzifon'da yaşaması sebebiyle o bölgeye gidip gelen Derviş Edna geniş bir coğrafyada tanınmış, gezdiği yerlerde cemlere katılıp deyişlerini söylemiştir. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü ise Ali Cem Akbulut'a dayanarak Derviş Edna'nın ustasının Kul Fakir, mürşidinin Ali Haydar Ulusoy olduğunu yazar; Ali Haydar Efendi, Hacı Bektaş çelebilerindendir. Necdet Kurt da Kul Fakir'in yetişmesine katkıda bulunduğu âşıklar arasında Derviş Edna'yı sayar. Kul Fakir için sitemizde ayrı bir kategori vardır: Kul Fakir.

Makale bu bağı anlatılarla da gösterir. Köyün kendini bilmez bazı kişileri kendilerini erenlerin yerine koymaya kalkışınca Derviş Edna gönlünden Kul Fakir'in gelmesini dilemiş; kısa süre sonra Kul Fakir, Kul Hüseyin'in oğlu Halil Ağa ile birlikte, elinde sazıyla Karasar'a gelmiş ve onları mahcup etmiştir. Bir gün Derviş Edna, Kul Fakir'in yanından ayrılmak istemeyip atına bindikten sonra öbür taraftan geri inmiş; başka bir gün Kul Fakir "Derviş Edna, gönül gönüldedir. Artık memleketine git" deyip cebinden çıkardığı elmayı dörde bölmüş ve bir parçasını ona vermiştir. Derviş Edna'nın deyişlerinde bu sahneler doğrudan yer alır. Onar ile Işık, "Aktan okur kara bilmez dilimiz" dizesinin Kul Fakir'in "Aktan okur kara bilmez pirimiz" dizesiyle benzerliğini, Kul Fakir'in Derviş Edna üzerindeki etkisinin açık bir kanıtı sayar. Kul Fakir'in ustası Kul Hüseyin'in kategorisi için: Kul Hüseyin.

Amasya ile Bağı

Derviş Edna Amasyalı değildir; doğduğu, yaşadığı ve gömüldüğü Karahisar köyü Çorum merkez ilçesine bağlıdır. Onu Amasya edebiyatına bağlayan birkaç ip vardır. Onar ile Işık'a göre Gaziler Ovacığı, Amasya'nın Gümüşhacıköy, Merzifon ve Suluova ilçelerini ve Çorum'un Amasya tarafında bulunan birkaç köyünü kapsar; Karahisar bu köylerden biridir. Mürşidi Kul Fakir Merzifon'da yaşamış, Derviş Edna oraya gidip gelmiştir. Onu görmeye gelen sevenlerinin bir bölümü Gümüşhacıköy'dendir. Onar ile Işık deyişlerini hem Karahisar'da hem de Amasya'nın köylerinde derlemiştir. Kızı Behiye'nin Merzifon'da yaşadığı anlaşılmaktadır. Adı, Amasya'daki âşıklar arasında Şerife Özer ile Mustafa Topal'ın ve Fatih Çelebi'nin çalışmalarında anılan listede geçer; liste, Amasya'da âşıklık geleneği başlıklı yazımızda da tekrarlanır. Mehmet Çevik ise onu kitabında "Çorumlu Hak Âşıkları" arasında sayar.

Şiiri

Derviş Edna'nın deyişleri genellikle Alevî inanç yapısını anlatan nefes tarzındadır; Onar ile Işık onları nefes, nasihatname, mersiye, medetname ve düvaz-ı imam olarak sınıflar. Çoğunlukla on birli hece ölçüsünü kullanmış, birkaç deyişinde sekizli ve yedili ölçüye başvurmuştur. Makaleye göre dili çok duru bir Türkçedir; zincirleme yapılar ve dörtlükler arası söz taşırmaları, deyişlerin kolay ezberlenmesini sağlamıştır. Deyişler önce sevenlerinin defterlerine yazılmış, çocukları aracılığıyla günümüze ulaşmıştır; Hasan Yüceer'in elinde babasının tuttuğu bir defter bulunmaktadır. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, Ziya Gürel'in 1980 tarihli kitabına dayanarak onun Şah Abbas'ı konu edinen deyişleri olduğunu da belirtir.

Deyişlerin konuları geniştir: mürşide bağlılık ve kavuşma sevinci, Elest ikrarı, Kerbela mersiyeleri ve On İki İmam, cem erkânı, dar ve lokma, âhir zaman ve Mehdi beklentisi, bozulan zamana karşı sabır ve sır saklama öğütleri. Onar ile Işık özellikle bir noktayı vurgular: Derviş Edna, ruhun farklı bedenlerde yeniden dünyaya gelmesi anlamına gelen "kalıp değiştirme" inancını deyişlerinde işlemiştir. "Bu fani mülküne çok geldim geçtim" ve "Üç yüz sene yaşasam yine gelir keşiğim" dizeleri bu inancın açık ifadeleridir. Bazı deyişlerde tarih de verilir; makalenin açıklamalarına göre bu tarihler 1909-1910, 1911-1912 ve 1917-1918 yıllarına karşılık gelir. Derviş Edna 1928'de öldüğü için deyişleri telif koruması altında değildir.

Kaynakların Durumu

Derviş Edna hakkındaki bilgilerin hemen hepsi sözlü anlatılara ve sevenlerinin defterlerine dayanır. İlk derleme Mehmet Çevik'in 2008'de yayımladığı Çorumlu Hak Âşıkları: Derviş Edna ve Fedai kitabıdır; Çevik bu çalışma için kızı Behiye'den ve gönül dostlarından bilgi topladığını, köyüne gidip türbesini ziyaret ettiğini yazar. Onar ile Işık 2016'da, Çevik'in kitabını, Hasan Yüceer'deki defteri ve geniş bir alan derlemesini karşılaştırarak kırk deyişi yayımlamış, Çevik'in metinlerindeki bazı hataları düzelttiklerini belirtmiştir. Makalenin sonuç bölümünde otuz dokuz deyiş ele geçtiği yazılır, ama deyişler listesi kırk başlık içerir; bu kategoride kırk deyişin tümü yayımlanmıştır.

Kaynaklar bazı ayrıntılarda ayrılır. Çevik'ten aktarılan metne göre Derviş Edna iki erkek bir kız olmak üzere üç kardeştir, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü ise onun bir erkek bir kız iki kardeşi olduğunu yazar. Mürşidi Onar ile Işık'a göre Kul Fakir'dir; aynı sözlük Akbulut'a dayanarak Kul Fakir'i ustası, Ali Haydar Ulusoy'u mürşidi olarak gösterir. Çocukları konusunda da sözlük yalnız bir kızdan söz ederken, Onar ile Işık iki çocuktan, Çevik'ten aktarılan bir anlatı da bir oğuldan bahseder. Deyişlerden birinin mahlas dörtlüğü, Çevik'in kitabında bir başka deyişin sonunda yer alır. Akbulut'un 2010 tarihli kitabını, Çevik'in kitabını ve Gürel'in çalışmasını doğrudan göremedik; bunlardaki bilgileri Onar ile Işık'ın makalesinden, sözlük maddesinden ve Çevik'in kitabından alıntılar yayımlayan çevrimiçi bir deyiş derlemesinden aktarıyoruz.

Kronoloji

1878: Çorum'un Karahisar (Karasar) köyünde, Ramazan ayının Kadir gecesinde doğar.

1909-1918: Makalenin açıklamalarına göre bazı deyişlerinde geçen tarihler bu yıllara düşer.

1926: Kızı Behiye doğar.

1928: Karahisar'da ölür; vasiyeti üzerine Akkubbe türbesinin yanına gömülür.

1934: Ailesi Soyadı Kanunu ile Ercelep soyadını alır.

2008: Mehmet Çevik deyişlerini Çorumlu Hak Âşıkları: Derviş Edna ve Fedai adıyla yayımlar.

2016: Ali Onar ile Caner Işık kırk deyişini düzelterek yayımlar.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

Kitaplar

  • Bilge Tüzel, "Derviş Edna, Mehmet Ercelep", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 21.08.2019 (güncelleme 06.12.2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/dervis-edna-mehmet-ercelep
  • Mehmet Çevik, Çorumlu Hak Âşıkları: Derviş Edna ve Fedai, İstanbul, 2008; önsöz ve hayatından aktarımlar: "Derviş Edna" ve "Çorumlu Hak Âşıkları Derviş Edna ve Fedai", Alevi Deyişleri Nefesler Hakk Âşıkları, 2019. https://www.deyisler-nefesler.com/dervis-edna/
  • Orhan Fatih Kuşdemir, "Kul Fakir Ali, Ali Oymak", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2019. https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/kul-fakir-ali-ali-oymak
  • Ali Cem Akbulut, Gazilerovacığı Âşıkları, İstanbul: KaraMavi Yayınları, 2010, s. 97-102 (Tüzel 2019 aktarımıyla).
  • Ziya Gürel, Hak Âşıklarından Deyişler, Ankara: Olgaç Matbaası, 1980, s. 160 (Tüzel 2019 aktarımıyla).

Çevrimiçi kaynaklar