Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Arş yüzünde bir pınardan sulandım
Aldurdum kuzum ciğerden meledim
Yedi iklim çar köşeyi dolandım
Buldum kapısını ince yolu var
Kapının önünde müşteri tartar
Ağır mı yiğnimi elinde kantar
Mizânın başından kendisi tutar
Mizânın başında yeğin işi var
Mizânın başında bir saat durdum
Ayıktım aklımı başıma derdim
On iki kapıdan içeri girdim
Kapının birinde işlek yolu var
On iki kapıdır târik tamamı
Dördüncü kapıya verdi selamı
Üçüncü kapıya etmem gümânı
Gümânda kalanın yeğin işi var
Derviş Edna’m doğru gider yolumuz
Aktan okur kara bilmez dilimiz
Yaramaza tutturmasın salımız
Cenazem tutmaya dört de kulu var
Günümüz Türkçesiyle
1. Göğün yüzündeki bir pınardan sulandım; kuzumu yitirdim, ciğerimden meledim. Yedi iklimi ve dört köşeyi dolaştım; onun kapısını buldum, ince bir yolu var.
2. Kapının önünde müşterileri tartıyor; ağır mı hafif mi, kantar elinde. Terazinin başını kendisi tutuyor; terazinin başında çok işi var.
3. Terazinin başında bir saat durdum; ayıldım, aklımı başıma topladım. On iki kapıdan içeri girdim; kapılardan birinde işlek bir yol var.
4. Yolun tamamı on iki kapıdır; dördüncü kapıya selam verdi. Üçüncü kapıdan şüphe etmem; şüphede kalanın çok işi var.
5. Ben Derviş Edna'yım, yolumuz doğru gider; dilimiz aktan okur, karayı bilmez. Tabutumuzu kötülere taşıtmasın; benim cenazemi tutacak dört kulu var.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Dörtlüklerin son dizeleri "var" redifiyle biter ve aynı sözler dönüşümlü olarak yinelenir: "yolu var, işi var, yolu var, işi var, kulu var". İlk dörtlükte birinci ve üçüncü dizeler ("sulandım, dolandım") uyaklıdır; ikinci dörtlükte "tartar, kantar, tutar", üçüncüde "durdum, derdim, girdim", dördüncüde "tamamı, selamı, gümânı", beşincide "yolumuz, dilimiz, salımız" uyakları yürür. Beş dörtlük on birli hece ölçüsündedir. "Derviş Edna'm" mahlası son dörtlüktedir. Makale metni Çevik 2008'den alıp düzeltmiş, sözcük açıklamalarını dipnotlarda vermiştir: "arş" gökyüzü, "yiğni" hafif, "mizan" mahşer terazisi, "yeğin" çok, "derdim" topladım, "gümân" şüphe, "sal" tabut.
Anlam ve Söz Sanatları
Nefes bir arayış hikâyesi anlatır. Kuzusunu yitirip ciğerinden meleyen koyun benzetmesi, Hakk'ı arayan dervişin özlemini halkın gündelik hayatından bir imgeyle verir. Derviş yedi iklimi dolaşır ve sonunda "ince yollu" bir kapı bulur. Kapının önünde müşterileri tartan ve terazinin başını kendisi tutan kişi, hem mahşerdeki mizanı hem de müridini sınayan mürşidi düşündürür. On iki kapı, Alevî-Bektaşî inancında yolun on iki imamla ve on iki hizmetle kurulan düzenini çağrıştırır; dördüncü ve üçüncü kapının neye karşılık geldiğini şiir açıklamaz.
Son dörtlük, makalenin Derviş Edna'nın hayatını anlatırken de alıntıladığı dörtlüktür. "Aktan okur kara bilmez dilimiz" dizesi, şairin okuma yazma bilmediğini, bildiğini mürekkepten değil Hak'tan aldığını söyler. Onar ile Işık bu dizenin mürşidi Kul Fakir'in "Aktan okur kara bilmez pirimiz" dizesiyle benzerliğine dikkat çeker ve bunu Kul Fakir'in Derviş Edna üzerindeki etkisinin açık bir kanıtı sayar. Tabutunu kötülerin taşımasını istemeyen ve cenazesini tutacak "dört kul"dan söz eden dizeler, şiire bir vasiyet havası verir.
Kaynakça
- Ali Onar, Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren: Derviş Edna'nın Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 12, 2016, s. 171-207 (deyiş no. 2, s. 184; alıntı s. 176). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2016_12/2016_12_ONARA_ISIKC.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






