Özgün Metin

Kalma havf ile recâ ile edâ-yı haktan
Ecre tebdîl olunur kalbe eğer gelse recâ

Günümüz Türkçesiyle

1. Korku ve ümit yüzünden Hakk'ın hakkını ödemekten, yani kulluk borcunu yerine getirmekten geri kalma; ümit (recâ) kalbe gelirse, ya da tersine çevrilirse, ecre, yani mükâfata dönüşür.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Hüsameddin bu beyti de "Bu da onundur" diyerek verir ve ikinci mısrayı bir dipnotla açıklar. İki mısra kafiyeli olmadığı için beyit bir matla değildir; bir şiirin içinden alınmış ya da müstakil söylenmiş bir beyittir. Kafiye ikinci mısranın sonundaki "recâ" kelimesindedir. Kime ve hangi vesileyle söylendiği bilinmiyor. Kaynak vezni göstermez.

Anlam ve Söz Sanatları

Beyit, tasavvufun "havf ve recâ", yani korku ile ümit arasında durma öğüdü üzerine kurulmuştur. İnsan Allah'ın azabından korkar, rahmetinden umar; ama ne korku onu umutsuzluğa, ne ümit gevşekliğe sürüklemeli, kulluk borcunu ödemekten alıkoymamalıdır. İkinci mısra bu öğüdü bir harf oyunuyla taçlandırır. Hüsameddin'in dipnotuna göre "recâ" kelimesinin "kalbi", yani tersten okunuşu "ecr" olur: Arap harfleriyle رجا kelimesi sondan başa okununca اجر, yani ecir, mükâfat çıkar.

"Kalb" kelimesi burada iki anlamıyla çalışır: hem gönül, yürek hem de harflerin yerini değiştirme, ters çevirme. Ümit kalbe gelince, yani gönle yerleşince mükâfata dönüşür; aynı ümit "kalbe" uğrayınca, yani tersine çevrilince yine "ecr" olur. Kelimeleri ters okuyarak yeni anlam bulmak divan edebiyatında bilinen bir oyundur. İlk mısradaki "edâ" (ödeme, yerine getirme) kelimesinin şairin "Edâyî" mahlasını hatırlatması da dikkat çekicidir; bu tespit bizimdir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar